Ayfer Tunç’un okuduğum ilk kitabı. Dilini ve anlatımını çok beğendim. Kitap farklı bir tarzda yazılmış. Sayfaların solu Ekmel beyin sağı Derya’nın günlüğü. İki yalnız insanın yolunun kesişmesi. Çok etkileyici ve akıcı bir kitaptı.
Bugüne kadar okumamakla büyük bir hata yapmışım. Her yönüyle mükemmel bir kitap. Kitabı elime aldığımda içinde kayboldum. Karakterler o kadar gerçekti ki sanki tanıyor gibiydim. Ömer’in Macide’yi bu kadar severken hak ettiği değeri vermemesi çok üzücü. Ve Macide’nin bütün bunlara katlanmasının çaresizlikten değil de aslında bütün kadınların hayatlarına giren erkekleri düzeltmek için boşa kürek çekmesinden olduğunu fark etmek kendi hayatıma dair düşünmeme neden oldu.
Kitabı ikinci kez okuyuşum. İlk okuyuşumda pek beğenmemiştim. Bir çok filozoftan, yazardan alınmış sözlerle dolu bir kitap olduğunu düşünmüş ve bana hitap etmediği için de okumayı yarıda bırakmıştım. İkinci kez kitabı elime aldığımda durum farklıydı. Çok acı çektiğim bir dönemden geçiyordum ve okuduklarım bana iyi geliyordu. Hepsi bildiğim daha önce defalarca kez okuduğum sözlerdi ama garip bir şekilde beni teselli ediyordu. Çevremden duymayı beklediğim sözleri bu kitap bana söylüyordu. Şimdi başucumda duruyor ve ne zaman sıkılsam açıp kendime uygun bir şeyler buluyorum.
Bir çırpıda okuyabileceğiniz sürükleyici bir kitap. Anlatımını ve dilini sevdim. Olaylar daha çarpıcı anlatılabilirdi. Kitapta üç hikaye var ve üçü de birbiriyle bağlantılı.
Aylin Balboa’nın tarzını çok seviyorum. En duygusal anda güldürebiliyor insanı. Ayrılık acısını esprili bir dille anlatmış. Osman nasıl biri acaba diye de düşünmeden edemiyor insan. O kadar samimi bir dili var ki ileri gidip yazarla oturup dertleşmek bile isteyebilirsiniz.