Bejna

Bejna
@Bejnna
Kitaplar, hayatın eksiklerini kapatır.
10/10
·576 syf.··
Beğendi
·
2022 31. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2022 18:39
İnsanın içini ısıtan ve farklı duygular yaşamasına sebep olan, sıcak, sımsıcak bir roman. Bir çocuğun gözünden etrafındaki olaylara bakış. Zaman içerisinde çocuğun ergenliğe ve delikanlılığa geçişi ile değişen ruh halleriyle birlikte anlatım. Geçmişin güzelliklerine özlem. Doğanın ve yaşamın güzelliklerinin katledilmesine karşı bir sitem, bir isyan. İngiliz yazar Richard Llewellyn 'in muhteşem eseri. Yazar bizi Kraliçe Victoria dönemine götürüyor ve Galler'in dağlık bölgesindeki bir maden kasabasında yaşanan olayları anlatıyor. Bu kasabada yaşayan çok çocuklu Morgan ailesinin etrafında gelişen olayları ailenin en küçük ferdi olan Huw'un ağzından bize aktarıyor. Ailenin ve çevresindekilerin yaşadığı tatlı ve acı olaylarla birlikte kasabadaki yaşam hakkında da geniş bilgi veriyor. Bu arada sanayileşmenin getirdiği işçi ve çevre sorunlarını irdeleyip yaşanan dramları da beraber naklediyor. Süper bir akıcılıkla kaleme alınmış bu harika eseri ben büyük beğeniyle ve büyük keyif alarak okudum. Okunmasını da herkese tavsiye ederim.
Edebiyat
Vadim O Kadar Yeşildi kiRichard Llewellyn · Yordam Yayınları · 2019540 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Venedik'te Ölüm Hakkında
4/10
·104 syf.··
2023 13. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 11 Mart 2023 15:15
Thomas Mann'ın Nobel Ödüllü kitabı. Kısa ama öz bir kitap. 100 sayfalık olmasına rağmen ağır, okuması zor bir kitap. Çünkü betimlemeler ve tasvirlerle dolu. Sayfa sayfa betimlemeler, bu kadar kısa bir kitabı bile okumasını zorlaştırıyor. Gerçi Venedik'i çok güzel anlatmış, kitapta sevdiğim tek bölümdü. Bazı incelemelerde mitolojik bir kitap olunduğu yazılmış ancak değil. Sadece baş karakterimiz sevdiği kişiyi Yunan Tanrılarına benzettiği birkaç kısa bölüm var. Bunların dışında kitabın içeriğine girersek baş karakterimiz sanatçı Gustav'ın psikolojisi ile başlıyoruz . Hayata karşı duyduğu bıkkınlık, bunalım... Tipik postmodern yazar örneklerinden biri. Thomas Mann, Gustav'ı kendisinin de çok sevdiği bir yazar olan Goethe'ye benzeterek yazmış. Ve tabii hayat hakkında kendi görüşlerini de Gustav'ı kullanarak anlatmış. Bunlardan bazılarını şu şekilde anlatıyor: Mesela sanat hakkında benim de katıldığım şekilde; sanatın doğal olması gerektiğini, burjuva ve zenginlerin eğlenmesi için değil, her tabakadan insana hitap etmesi gerektiğini savunuyor. Gençlik hakkında; tutkuya aşık gençlerin, problemlerden hoşlandığını söylüyor. Ama sadece gençlik olarak değil genel olarak insanların bir şeye karşı duyduğu fazla tutku ona zarar verir. Ki bunu Tadzio'da görüyoruz. Aşk hakkında; aşkın eksik tanımanın bir sonucu olduğunu söylüyor, hakkında bir yargıda bulunamadığın müddetçe insanın insanı sevebileceğini söylüyor ama bence tam tersi, bir insan başka bir insanı tam yargıda bulunduğu zaman sever veya tanıdıkça, alıştıkça sevgisi büyür. Aşkın ızdırabının aşkı büyüteceğini söylüyor ki genel olarak kitapta anlattığı da bu. Bütün bu iyi tanımlamalara rağmen kitabı sevmememin ve okurken rahatsız olmamın sebebi ise Gustav'ın, 14 yaşındaki bir çocuğa platonik aşk beslemesi. Veya kendisine
Duygu ve Düşünce
Venedik'te ÖlümThomas Mann · Can Yayınları · 20074,664 okunma
10/10
·440 syf.··
Beğendi
·
2019 112. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 29 Mart 2019 23:15
"Hiçbir şey hayat kadar şaşırtıcı olamaz. Aşk hariç!" Sevgili Galip, Senin hikâyeni yazmak iğneyle kuyu kazmak kadar zordu, ancak seni anlamak ondan bile daha zordu. Kaleme alındığından beri hakkında bir sürü şey yazıldı çizildi, pek çok akademik çalışmaya ilham oldun, seni sevenlerimiz de oldu, senden nefret edenlerimiz de. Seni büyük bir hevesle okuyup sana hayran kalanlar da vardı aramızda, bu ne biçim bir kitap deyip senin hikâyeni yarım bırakanlar da oldu. Hikâyeni beğenenler çok beğendiler, öyle ki tekrar tekrar okudular ve her seferinde başka işaretler buldular. Hikâyenin sonunu öğrenemeyenler çok şey kaçırdılar. Olsun, onlara da sonunu biz anlatırız, olmaz mı? İtiraf etmek gerekiyor ki seni anlamak kolay değildi, çok uzun cümlelerle kafamızı bulandırdın, neyin nerede başladığını, nerede son bulduğunu anlamak hiç kolay olmadı. O kadar çok şey anlattın ki bize bir ara ne okuduğumuzu da unuttuk. Senin hikâyeni ne şekilde okumamız gerektiğini bilemez olduk, o yüzden hepimiz seni farklı şekillerde yorumladık. Hikâyeni sadece biz değil, dünya da beğendi. O kadar beğenildin ki sana ödül bile verdiler bu yüzden. Hem de en güzelinden. Nobel Komitesi sana ödülü verirken en önemli gerekçe olarak senin hikâyeni gösterdi. Orada çok da güzel bir konuşma yaptın. Sana bunları yıllar önce söylemek isterdim ama bir türlü cesaretimi toplayıp sana yazamadım. Seni çok seven bir okurun bu konuda beni cesaretlendirmeseydi sessizliğimi daha uzun yıllar bozmayacaktım sanırım. Ben senin kadar güzel yazamıyorum, her şeyi birbirine karıştırıyorum, ama sen dikkatli bir okursun aynı zamanda, Rüya kadar olmasa da sen de şifreleri çözmeyi seversin, eminim bu yazımda sakladığım şifreleri seninle birlikte dikkatli okurlar da çözeceklerdir. Ben nereden başlayacağımı bilmiyorum, çünkü senin
Edebiyat
Kara KitapOrhan Pamuk · İletişim Yayınları · 200011,6bin okunma
"Neden ölesiye çalıştırıyorlar insanlari? Neden? insanların hayatını neden calıyorlar? Soruyorum size? Bizim patron...Nefedov'un fabrikasinda hayatimi kaybettim ben, bizim patron bir şarkıcı kadına, elini yüzünü yıkaması için altin bir leğen, hatta yine altından bir de lazımlık hediye etmisti. Benim gücüm, hayatim o oturaktadır. Hayatimin neyin ugruna tükendigini görüyorsunuz iste... Adam sevgilisinin gönlünü hos etmek için çalıştırarak aldi canımı, kanımı.
Sayfa 248·Kitabı okudu
Hayat Şartları