İnsan umudunu yakmazsa yolu tıkanır.
İçindeki ışığı hiç kapatmayacaksın. Karanlıkta otursan da o yanacak.
Ateş böceği gibi. Avucunda duracak.
Hayat toz pembe değil. Pembesi kadar, tozu da var. Onu toz beziyle düzenli olarak almak lazım. Kimse kimseyi düştüğü yerden kaldıramıyor da... Kendin kalkacaksın. Çayın suyunu koyacaksın. Başlayacaksın. Saçma bir yerden de olsa.
Çocuk kalbinin, çocuk ruhunun bağdaşamadığı her şeyi reddettin. İşte beni teselli eden de budur. Bir şimşek gibi yaşadın sen. Bir defa çaktın ve söndün. Şimşeği çaktıran göktür. Ve gök ebedîdir. İşte budur beni teselli eden. Bir başka tesellim daha var: İnsandaki çocuk vicdanı, tohumdaki öz gibidir. Ve o öz olmadan tohum filizlenmez, gelişmez. Yeryüzünde bizi neler beklerse beklesin, insanoğlu doğdukça ve öldükçe, insanoğlu yaşadıkça, hak ve doğruluk denen şey de var olacaktır...
Sana, senin sözlerini tekrarlayarak veda ediyorum: “Merhaba Beyaz Gemi, ben geldim!
Bu insanlar niye böyledir? Niçin bazıları çok iyi, bazıları çok kötü oluyor? Niçin herkesin korktuğu, çekindiği insanlar var, birde kimsenin korkutamadıkları! Niçin kimi insanların çocuğu oluyor, kimilerinin olmuyor? Niçin kimi insanlar başkalarına, isterlerse maaş vermezler? En iyi insanlar en fazla maaş alanlar mıdır?
Sen kendin için bir şey yapmıyorsan, kim senin için bir şeyler yapacak? Sen kendi yaralarını kendin sarmadan, kim sana yardım edebilir gerçekten? Eğer başkaları için önemli olmadığını hissediyorsan, ilk önce kendine şunu sormalısın: Ben kendim için önemli miyim?