Gökçe Kandemir

Gökçe Kandemir
@Bembeyazgulumse
Puan vermedi·567 syf.··
2024 1. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 26 Ocak 2024 00:00
Kendi halinde yaşayan küçük bir sahil kasabası, Castle Rock. Küçük bir kasabanın rutin yaşamı içerisinde her değişiklik büyük bir etkidir. Hele ki daha önce kasaba dükkanlarında eşi benzeri görülmemiş havalı bir tenteye ve bir o kadar ilgi çekici bir isme sahip yeni bir dükkansa söz konusu olan. "GEREKLİ ŞEYLER". Bu dükkan ve sahibi Leland Gaunt'ın büyük açılışı merakla bekleyen, içeride ne gibi ürünlerin satılacağına dair tahminler yürüten kasaba halkı için çok farklı planları var. Şu kesinki bu mağazaya giren herkes, bay Gaunt'ın herkes için farklı renkte gözüken gözlerine bakarken, bu hayatta onları en çok mutlu edecek eşyayı bulduğuna inanıyor ve kesinlikle dükkandan mutlu ayrılıyorlar. Üstelik bu değerli eşyaların ederleri ise çok düşük. O an cüzdanınızda sahip olduğunuz küçük bir miktar para ve bay Gaunt için başkalarına yapılacak küçük zararsız bir şaka..çok basit. Bu ufak bedel karşılığında, dükkandan alacağınız bir gözlük ile kendinizi en büyük hayranı olduğunuz sanatçı kral Elvis Presley'nin yanıbaşında bulabilirsiniz. Veya koleksiyonunuzdaki o çok istediğiniz değerli üstelik adınıza imzalanmış beyzbol kartına kavuşabilirsiniz. Taki günlerden bir gün o yaptığınız küçük şakalar bir yapbozun parçaları gibi birbirini tamamlayıp, Castle Rock'ı cehenneme çevirene kadar. O gün şanslıysanız elinizdeki gözlüğün aslında ucuz adi sıradan bir gözlük olduğunu, adınıza imzalandığını düşündüğünüz değerli kartında sizinle alakası olmayan biri için hiç ünlü olamamış önemsiz bir oyuncu tarafından imzalandığını fark edersiniz. Ama bir şey farketmez çünkü pazarlık çoktan tamamlanmıştır ve ödenmesi gereken bedel çok büyüktür. "Gelin dostum... İçeri rahatlıkla girin ve birlikte getirdiğiniz mutluluğun birazını burada bırakın."
Ruhlar DükkanıStephen King · Altın Kitaplar · 20201,854 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
8/10
·456 syf.··
2023 3. kitabı
Psikoloji bilimi ile ilgisi olsun olmasın, çocuklar ile iç içe bir meslek hayatı olsun olmasın, çocuk sahibi olsun olmasın bence her yetişkin mutlaka ama mutlaka bu kitabı okumalı. Her ne kadar çocuklar ve ergenler üzerinden anlatılsa da bence insan beyninin ve insan psikolojisinin temel işleyişine, verileri nasıl alıp onları nasıl şablonlara ayırıp bu şablonlar aracılığıyla çıktıları nasıl oluşturduğunu çok güzel bir biçimde anlatıyor. Kitabın yazarı bir nöro psikiyatrist ancak kitabı anlayamayacağımız şekilde karmaşık bir yapıda değil okuyan herkesin rahatça anlayabileceği bir şekilde kurgulamış. Kitapta bugüne kadar gördüğü ve tedavi ettiği çocuk hastalarının bir kısmının hayat hikayeleri anlatılıyor. Onların yaşadığı travmaları, bu travmalar karşısında beyinlerinde yerleşen düzeni, bu düzene göre verdikleri tepkileri, bunların sonucu yaşadığı sıkıntıları ve tedavi sürecinde bunların üzerinden ilgi şevkat ve bilimle nasıl gelindiğini akıcı bir dil ile aktarıyor. Ben kendi adıma bu kitaptan çok faydalandım ve bir çok şey öğrendim. Kişinin çocukluk çağında yaşadığı travmaların ileride nasıl bir insan olduğunu belirlemedeki büyük etkisini öğrendim. İnsan beyninin işleyiş şeklini ve bu nedenle yaşanılan her olayın beyinde nasıl işlendiğini ve ortaya kişinin karakterini çıkardığını öğrendim. Öğrendiğim diğer şeylerden birkaç önemli küçük not: İnsan zihninin kontrol edilemeyen ve öngörülemeyen stres unsurlarına karşı savunmasız olduğunu ve kötü duruma maruz kaldıkça kişiyi hayat boyu etkileyecek hassaslaştırılmış bir stres yanıtı yarattığını öğrendim. Öte yandan bu stres durumları sadece 1-2 kez deneyimlense veya zamanlamaları önceden bilinse kişiler için travma etkisinin azaldığını öğrendim.( Kitap içerisinde üvey babası tarafından zamanlaması tahmin edilemeyen bir
Köpek Gibi Büyütülmüş ÇocukMaia Szalavitz · Koridor Yayıncılık · 202510,5bin okunma
Savaş, baba ve kız
7/10
·224 syf.··
2023 2. kitabı
İkinci dünya savaşı sırasında Polonyanın hem Almanya hem Sovyet Rusya tarafından işgali, bu işgalin ortasında dil bilimci babasının kısa süre içerisinde dönüp onu aile dostlarından almasını umutla bekleyen ve savaş kelimesinin anlamını bilmeyen küçük bir kız, kuşlarla konuşabilen çok zayıf çok uzun, ismi olmayan gizemli bir geçmişe sahip ‘kırlangıç adam’. Bu üçü yani işgal altındaki Polonya, savaşın ortasındaki küçük kız ve kim olduğunu tüm serüven boyunca tam olarak anlayamadığımız kırlangıç adam bize savaşa dair, baba ve kızına dair, sevgiye ve dehşete dair bize çok güçlü bir hikaye sunuyor. Benim için hikaye küçük Anna'nın şu cümlesi ile başlıyor: “ Üzgünüm, bugünlerde bir kızın babasız olmasının iyi olmadığını biliyorum. Peki ama bir babanın kızsız olması daha mı iyi ?”
Edebiyat & Roman
Anna Ve Kırlangıç AdamGavriel Savit · Martı Yayınları · 2020813 okunma
"Bütün insanlar günü belirsiz bir ölüme mahkumdur"
9/10
·176 syf.··
2023 1. kitabı
Victor Hugo öyle dahi bir yazar, öyle güçlü bir kalem ki size anlatmak istediğini zihninizdeki tüm bariyerleri, tüm engelleri yıkarak anlatmayı başarıyor. İdama mahkum olmuş bir insan öleceği tarihi bilen insandır ve bu bence bir insanın yaradılışı gereği kabullenemeyeceği tek bilgidir. Çünkü insan her zaman ve her daim uzun bir ömrü olacak gibi yaşar, bu onun fabrika ayarlarından gelen bir düşüncedir. Yaşı ilerlemiş kişiler için en büyük zorluk, hayatı boyunca kendinden uzak gördüğü o tarihin yakınına geldiğini bilmek. Ancak bu durumda bile bir merhamet vardır, yaratıcı tarafından bize verilen... O tarihi tam olarak bilememek. Bu kişinin bir şekilde devam etmesini sağlar hayata. Tersi durum ise, yani ölümün saatini tarihini bilmek, insan beyninin var olma içgüdüsü ile kabullenemediği bir şeydir çünkü yüzlerce yıl hayatta kalabilmek adına evrimleşmiştir insan beyni, nihai amacı budur. Bu iki büyük tezat, insanın hayatta kalma içgüdüsü ve sonun tarihinin sana açıklanması, bir bilincin kaldırabileceğinin çok ötesindedir. Nitekim şahsen tanıdığım ve doktorların kısa bir ömür süresi verdiği bir kişi bunu yok saymayı tercih etmiş, zihni bu gerçeği kabul etmeyi reddetmişti. İşte bu muhteşem kitap bir insanın zihninin bu durum karşısında çektiği acıyı öyle bir hissettiriyor ki size istemsiz olarak araya bir bariyer koymak, biraz mesafe bırakmak istiyorsunuz bu fikirden öyle çok rahatsız oluyorsunuz. Ancak karşınızda ki yazarın kalemi ve empati yeteneği eğer Victor Hugo kadar büyük bir güce sahipse, o duvarlar o bariyerler yıkılıyor ve çaresiz olarak acıyı, umudu, hüznü, sevinci, bin bir renk hissi karakter ile birlikte her bir hücrenizle yaşıyorsunuz. Romanı okurken sürekli şu düşünce belirdi aklımda; bir insan, sadece atan bir kalp değil, bir dünya gerçekten. Onu seven
Edebiyat
Bir İdam Mahkumunun Son GünüVictor Hugo · Koridor Yayıncılık · 2019152,5bin okunma