“Kitabı okuduktan sonra okuyun lütfen, kitap ile ilgili içerik mevcut!”
“Ben Nezahat bekliyordum, böyle burnu fındık ağzı kahve fincanı; tam da yıllardır süre gelen edebi tanımı gibi fakat ne burun gördük ne de sevgi bize kaldı ancak bulunamayan sarışın...”
Bence İlhami Algör, İlhami Algör’lüğünü âla sürdürmüş. Bence dil anlatımı ayrı bir şekilde incelenmeli okurken. Bu özgünlük onun ve buna meftun olan birisi de benim.
Olay örgüsünde galiba dedim kendi kendime, herhalde yazar hayattaki roller veya yaşamda var olabilmek konusuna çok takılmış kafasına bir süre, belli ki şimdi her paragrafta her ayrı ayrı olayda bize soruyor aynı soruları, başka şekilde...
Son olarak kitabın son sayfasındaki cümleye şöyle bir not aldım: Çünkü kahraman olamamıştı. Kahraman olsa oturur saatlerce anlatırdı hayatın fikirlerini.
Son not: Benim düşünceme göre ana karakter anlamlı bir yaşam kurulmuş olmasını diliyordu, o yaşamın başına da oturacaktı şöyle elleri oturaktan sarkmış; rahat bir oturuş ile kahraman olmanın, ‘bir yaşamın merkezine sahip olmanın’ tadını doyasıya çıkartmak istiyordu.
Böyle derin anlatım, yorumu veya eleştiriyi de ancak derin anlatım ile ifade ettirebiliyor. Eğer okumamış ve yine de bu yazıyı okumuşsan “oku derim, lütfen. Kahveyi unutma ama :)”