"Ey kör! Aç gözünü de düşlerden uyan. Simurg'u göremesen de bari küçük bir serçeyi gör. Kaf Dağına varamasan bile hiç olmazsa evinden çıkıp kırlara açıl; böcekleri, kuşları, çiçekleri ve tepeleri seyret. Bırak dünyanın haritasını yapmayı! Daha hayattayken bir taşı bir taşın üstüne koy. Gülleri ve bülbülleri göremeyip gün boyu evinde oturan adam Dünya'nın kendisini hiç görebilir mi?"
Kalıp yazmalıyız. Yazarak kalmalıyız. Korkacağız evet. Hem de öyle bir korkacağız ki. Bu korkuyla kelimelere yüklediğimiz feryat asırlar sonrasının kulaklarını çın çın çınlatacak.
Aman ha! Sakın ha! Sakın! Yenilmeyin kendinize. Dostu düşman, düşmanı dost edinmeyin. Gelmeyin oyuna.
"Size bal gösterilen zehri tatmayın." Kıymayın birbirinize.
...Korkuyorum evet. Yarın öbür gün korkmamaktan korkuyorum.
(YGA)