“Yaratıcılık beynimizin içinden yeni bir şeyin çıkması değil,” diyor Nathan, “halihazırda orada olan iki şey arasında yeni bir bağlantı kurulması”. Zihin gezinmesi “daha geniş düşünce dizilerinin açığa çıkmasını, bu da daha çok bağlantının kurulmasını sağlıyor”.
“Başka bir deyişle, biz Batı’da hayata büyük ölçüde bireyci bir perspektiften bakıyoruz. Asya’da ise hayata kolektif bir bakış tarzı hakim.
…
Biz bir grubuz, birbirimize aidiz, aramızda bir bağ var. Batı’da benlik hissimizi yalnızca kendi egomuza (ya da en fazla ailemize) indirgemiş durumdayız; bu da çektiğimiz acının büyümesine, mutluluğumuzun ise azalmasına yol açıyor.”
‘Ve kültürümüzde ağırlıklı olarak tek yönlü baskı var — daha çok harca; daha çok çalış. Dikkatimizi “hayatta gerçekten iyi olan şeylerden” sürekli uzaklaştıran bir sistem içinde yaşıyoruz, diyor Tim. Temel psikolojik ihtiyaçlarımızı karşılamayan bir şekilde yaşamamız yönünde propagandaya maruz kalıyoruz — ve böylece kalıcı, anlaşılmaz bir tatminsizlik hissiyle baş başa kalıyoruz.’
“Acı olmaksızın ne sevmiş ne de yaşamışızdır. Hayat ‘rahat bir hayatta kalmaya’ feda edilir. Yalnızca canlı bir ilişki, gerçek bir birliktelik acıya muktedirdir.”