Sadece kendimi unuttuğum anlarda en tatlı düşlere dalarım;varlıklar sistemi içinde erimekte,bütün doğa ile özdeşleşmekte anlatılamaz coşkulara kapılıp kendimden geçerim.
Hiçbir şey,sadece taşların,kumun ve çamurun göründüğü çıplak ve çorak bir kırdan daha hüzünlü değildir. Oysa,doğanın hayat verdiği,kuş sesleri ve akarsuların ortasında düğün giysilerini giymiş olan toprak,insana, bu üç unsurun ahengi içinde hayat,cazibe ve güzellikle dolu bir alem gösterir ki,bu,gözlerle gönüllerin hiç bıkmadığı bir alemdir.