İdam mahkumunun ölümüne 6 hafta kala iç çatışmalarını, düşüncelerini umudunu umutsuzluğunu anlatıyor.
Ölmeyi, hür olmadan yaşamaya yeğliyor.
Ve bu kurgu üzerinden kendi düşüncelerini de aktarıyor. Kitabı okurken idamı sorgulamaya başladım. Korkunç suçlar için toplumu korumak örnek oluşturmak adına idamı kabul görürüz. Bu cezayı hakketmelerinde hepimiz hemfikirizama aklıma takılan şu. Halkın bunu eğlence merasimi gibi karşılaması sevinç çığlıkları atması. Neden merhamet edelim diye düşünüyor olabilirsiniz ama birilerine hakettigini düşündüğümüz cezayi verirken aslında toplumca merhametimizi, duyarlılığımızı kaybediyoruz. Bir nevi iyi duygularımız da zamanla köreliyor.
halil cibran; “başka bir insanın hakikati, onun sana açıkladığı şey değil, açıklayamadığı şeydedir. bu yüzden, onu anlamak istersen, söylediğine değil, söylemediğine kulak ver” dedi ki; “insan, sustuğu şey kadardır ve insan insanı, anlatamadığı yerden anlayabiliyorsa yakındır”