kırmızı sakallılardan biri :
«--…..gider İbrahim Peygambere der ki herif
kargalar gördüm,
gübreden kalkıp,
dallara konup,
ezanlar okuyorlar.
Bir adam gördüm
oturmuş derenin başına;
yol vermiyor aksın
içiyor tekmil suyunu
Geyikler gördüm;
kaçıp girmezler,
koşarlar peşinden avcının
vur, diye ille bizi...
İbrahim Peygamber der ki herife :
O kargalar ki gördün
imamlar, hocalardır.
Gübredir mekânları,
okurlar ezanları...
Düvellerdir dereyi içen adam;
halkın kanını içer,
doymazlar, içer içer,
bırakmazlar ki aksın
dere bildiği gibi.
Gördüğün geyikler günahlarımızdır:
koşarlar avcılara.
Avcılar: para.» Nazım Hikmet Ran
Yaklaşan yüzyılınsa, halkların kendi kültürleri, kendi gerçek kimlikleri ile bir arada yaşamayı başaramamaları durumunda yeni ve korkunç felaketlerle dolu yüzyıl olacağının iyice ayırdında. Söylemeye bile gerek yok, Türkiye’de hükümetlerin Kürt halkının dili, kültürel kimliği üzerine yürümekte olduğu ilkel politika elbette çoktan değişmeliydi. Ancak özgürlük, kültürler bağımsızlık, kimliğin serbestçe oluşturulması, hatta kimliğin seçilmesi üzerine kurulabilir demokratik bir toplum. Sadece demokratik bir toplum demek de yetmiyor -bu demokrasi sözcüğü Türkiye’de bir çok kafa için hiçbir anlam taşımıyor- iç barışı olan büyük toplum, ilerleyebilen bir toplum, uygar bir toplum, insani bir toplum… Mehmed Uzun
Bayan Guinea bana bir Avrupa ya da dünya turu bileti vermiş olsaydı da fark etmeyecekti. Çünkü nerede olursam olayım -bir gemi güvertesinde, Paris’te bir sokak kafesinde ya da Bangkok’ta- hep aynı sırça fanusun içinde kendi ekşimiş havamda bunalıyor olacaktım.