Berfîn temel

Berfîn temel
@Berfintml
✓Havanın sıcaklığına aldırmadan kente gidip bana bir kitap ve bir çiçek almanı seviyorum:) ✓Özgürlüğe teslimiyetle kalanlara selam olsun;)
Sağlık teknikeri
Mardin, 26 Ekim 1996
301 okur puanı
Ağustos 2020 tarihinde katıldı
Sayfalarda Şengal dağının tozları...
Puan vermedi·160 syf.··
Beğendi
·
2021 59. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 05 Mayıs 2021 04:30
Hani hayatta bir şeyler olur ve onu yazmak için sözcükler bir araya gelmekten utanır ya muhtemelen bu incelemede öyle olacaktır... Kitaba geçmeden önce Ezîdîler hakkında kısa bir bilgi vermek istiyorum ya da yanlış bilinen şeyleri düzeltmek istiyorum... Ezîdîler Ortadoğu'da 4000 yıldır yaşayan dini ve etnik bir azınlıktır. Sanıldığının aksine arapça değil Kürtçe dua ederler. Dünya çapında bir milyona yakın ezîdî yaşıyor. Hristiyanlık, Sufizm, Zerdüştlük gibi dinlerden etkilenmiş bir inançtır. Kitapta adı sık sık geçen Melek Tavus'a inanırlar. Kerbela olaylarıyla hiçbir ilgileri yoktur. EZÎDÎLER TARİH BOYUNCA 74 KERE KATLİAMA UĞRAMIŞLARDIR... Yukarıda büyük harflerle yazdığım tek bir cümle. Ama koca bir cehennem. Düşünsenize farklı şehirler, ülkeler, zamanlar, mekanlar, insanlar her şey değişiyor düşmanları bile değişiyor ama zulm gören hep onlar. Ve bunu sadece inançları için yapıyorlar. Ben hep yakın çevreme söylerim üstün ırk yada özel ırk, millet denen bir şey yoktur. Sadece bazıları daha fazla mücadele etmek zorunda bırakılmıştır, bazıları daha acı çeker, daha çok kayıp verir. Ama bunun sebebi herkesin kendi milletini, kendinden olanı daha üstün görme çabasından. Farklılıklarla yaşamaya insanoğlu ne zaman alışacak acaba? Bu umutsuzca bir soru açıkçası... Evet az önce 74 defa katliama uğradılar dedim. Bütün bu katliamlar peş peşe olmuş. En sonuncusu ki umarım sondur bu. 2014 yılında İŞİD'in yaptığı katliamdır. Feleknas Uca'nın da dediği gibi tüm uluslararası devletler "kör, sağır ve dilsiz" bir yaklaşım sergilemişlerdir. 2014'teki katliamda ki kitap bundan sonraki olayları ele alıyor. Düşünsenize dehşet verici bir tarihiniz var. Binlerce değeriniz yakılıp yıkılmış, soyunuz yok edilmeye çalışılmış. Ve bütün bunları büyüklerinizden duyarken, ki buna rağmen yaşama
Hayat
HuzursuzlukZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2017117,6bin okunma
Reklam
Puan vermedi·88 syf.··
Beğendi
·
2021 55. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 02 Mayıs 2021 01:10
"İncelememi Rodrigo Gitar Konçertosu eşliğinde yazmak istiyorum. Tam kitabın ve idamın ruhuna göre. Çünkü bu konçertoyu Deniz Gezmiş idam edilmeden önce dinlemek istemiştir. Ama tabi ki dinleyememiştir. Ona ve tüm yoldaşlarına, onurluca bir hayat sürmek için darağacına gitmekten korkmayan, yaşamın yaşla değil eylemle ilgili olduğuna inanan, özgürlüğe teslimiyetle kalan yüreği güzel tüm cesur insanlara selam olsun... Bu kitap bana izlediğim filmleri, okuduğum bazı eski kitapları, ve benim için önemli olan bir mektubu hatırlattı... Bu mektup Ferzad Kemange'rin İran zindanında idamı beklerken organlarını bağışladığına dair yazdığı mektuptu... Bu mektup yakın bir zamanda yazılmış ve bu kitap yıllar öncesine uzanıyor. Arada çok uzun bir zaman dilimi var ve yapılan şey zerre değişmiyor... Belki tek değişen şimdilerde bunu daha sade bir tören şeklinde uygulamaları. Konu ölüm, adaletsizlik, acı, olunca insan bir türlü asıl şeye odaklanamayabiliyor. Dağınık bir şekilde ordan burdan bir şeyler sıkıştırabiliyor...... Şunu tüm içtenligimle soruyorum şuan yazdıklarım bile içimi ürpertirken nasıl oluyor da o idama sebep olan, kurtarabilecekken bunun için zerre çaba göstermeyen ve idam günü bunu şenlik havasına dönüştürebiliyor insanlar? Bir yerde okumuştum tarih dehşet vericidir diyordu ne kadar da doğru. Şuan bile 58 ülkede idam cezası var. Ve bunun büyük bir kısmı Asya'da üstelik çok iyi bir şeymiş gibi bir de çeşitlilik yapıyorlar bunda. Kimileri aç bırakarak, kimileri kurşuna dizerek kimi de asarak. Kitapta diyor ya "bu yaşta ve bu şekilde ölmek." Daha doğrusu ölüme terk edilmek ya da bizzat bunu onların yapması, büyük bir ciddiyet ve özenle... İdam edilmeden önce altı hafta siz de o hücrede onunla birlikte volta atıyorsunuz, birlikte tırnaklarınızı yiyiyorsunuz, birlikte o
İnsan ve Toplum
Bir İdam Mahkûmunun Son GünüVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2026152,3bin okunma
Puan vermedi·151 syf.··
2021 50. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 22 Nisan 2021 23:42
*"Haziran-Temmuz 2003'te arkadaşların hücresinde, arkadaşlar kağıt vermedikleri için, tütün kağıtlarına yazılmıştır." Şair'in bu notunu gördüğümde açıkçası baya duraksadım... Yani tütün kağıdına yazacak kadar dolup taşmak... Düşünsene dört duvar arasında dışarıdan bi habersin ama düşünmek, hissetmek ve bunu yazıp paylaşmak ne mühim şey... Ve aklıma şu da takıldı acaba arkadaşları niye vermedi? Kendi deyişiyle varınca unutuşa zulümlü söz yazdığı için mi? Yani haykıracağı şeylerin ona zarar vermesinden korktukları için mi? ... İster bir tütün kağıdı olsun, ister bir duvar, ister ranzası, ister bir A4 kağıdı fark etmez bugün bu kitap masada ya mühim olan bu... Bu öyle ulu orta, kafanıza esince okuyabileceğiniz bir kitap değil. Belki de hayatta çok az şeye bu kadar konsantre olabilmeli bir okur... Sabahattin Ali diyor ya beni odamda kitaplarım bekler bu yegâne tesellimdir diye. Aynısı bu eser için geçerli. Kapıyı kapatıp olduğunuz yerden en uzak sınırlara misafir oluyorsunuz. Kimi zaman kendinizi bir ateşin etrafında oturmuş tebessüm ederken bulacaksınız, kimi zaman gece yarısı dağ bayır gezeceksiniz, kimi zaman çöl ortasında kavrulacaksınız kimi zaman hücrede gelmeyenin yolunu gözleyeceksiniz, kimi zaman toplumdan ne kadar soyutlandığınızın farkına varacaksınız... Ve daha nice duygu,his. Öfkeli ama bir yandan da umudunu hiç yitirmeyen bir şair o kadar çocuksu bir umudu var ki, buna ortak olmamak mümkün değil...şöyle bir şey yazmış ki benim de en sevdiğim alıntı. Diyor ki:" Meydandaki darağacı öyle bir yağmur içinde duruyor ki, sanki yeşerecekmiş gibi..." Ve ne güzel olurdu can almak yerine yeşerip birer güzel manzara olsalardı tüm darağaçları.... İncelememi yazarın çok sevdiğim şiiriyle bitirmek istiyorum. Ve hatırlıyorum ki, başlangıç ve son sendin. Hiç olmayan ve hiç
İnsan ve Duygular
Kaplan ve Gül DivanıHüseyin Kaytan · Elma Yayınları · 201022 okunma
Puan vermedi·184 syf.··
Beğendi
·
2021 45. kitabı
Gecenin bu vaktinde hem Ahmed Arif'in şiirlerini dinleyip hem de incelememi yazmak istiyorum. Ama öyle hızlı hızlı değil yavaş yavaş... Hatta mumum olsaydı mum yakardım bu gece. Ne çok dinledim şiirlerini mum ışığında. Aslında bu inceleme değil kendim, dostlarım ve seninle ilgili anlatmak istediklerim. Burda hatıra kalsın. Sen Ahmed Arif kendi deyişinle yürek işçisi. Seni henüz yabancısı olduğum bir şehirde keşfetmiştim. Ve içimde beni o şehire sürükleyen korkum, yalnızlığım seninle dindi. Sen hayatıma yeni pencereler açtın. Önünde mor petunyalar ve sarmaşık olan bir pencere. Duvarlarında küçük kağıtlara yazılmış rengarenk notlar. Boydan boya bir kitaplık içi kitap dolu. Üstte boş şişeler çalıştıkları yerlerden çaldıkları;) Senin kitabını ilk kez mavimsi bir koltukta görmüştüm. İçinde ayraç niyetine kurumuş bir çiçek. O zamandan beri ben de hep çiçek koyarım. Hemen ötede bir avuç değerli insan. Hayalleri, umutları olan. İnsanlığa faydalı olmak, onların hayatına dokunmak için çıldırasıya mücadele eden, istek duyan gençler. Ve benim dostlarım. Eminim ki tanık olsaydın o zamanlara hepsiyle gurur duyardın... Belki burda bu yazdıklarıma denk gelirsiniz;) Ah Ahmed Arif dönüm noktam. Senin uğruna ne işler yaptırırlardı bana. Ödül olarak senin şiirlerini okurlardı. Özellikle de ay karanlık şiirini o vakitler ne kadar şanslı olduğumu düşünürdüm. Bir şiirinde demiştin ya bir bilsen beni nasıl severlerdi işte onlar öyle severlerdi. Ben de kolay kadındım bir şiire kanardım;) Seni sevdirmeye yemin etmişlerdi. Ben de kaçak çay demlerdim. Sabahlara kadar süren muhabbetlerimiz olurdu. Bayram sabahını anımsadım şimdi. Hayatımın en güzel bayram sabahıydı. Hava güneşli bisiklet sürmeyi yeni öğrenmiştim. Muhtemelen hiç unutamayacam o günü. Sen vardın ve biz vardık. Ve ben düşünüyorum da
Edebiyat
Hasretinden Prangalar EskittimAhmed Arif · Metis Yayınları · 201748bin okunma