Berikrates

Berikrates
@Berikrates
Sıradışı olmanın bir yerde getirdiği sıradanlık evliyim, mesaj atmayınız antinkuntinseylerr.blogspot.com
Çocuk Gelişimi
10 kütüphaneci puanı
888 okur puanı
Nisan 2020 tarihinde katıldı
Ne parti ne önder anarşiye yön ver!!!
Puan vermedi·62 syf.··
2026 5. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 30 Ocak 2026 02:15
Kitapla alakalı bir inceleme yazıp yazmamak konusunda biraz tereddütlüydüm ama neden yazmıyorum bence yazmam gerekiyor çünkü anarşizm fikrine yakın bir birey olarak ilk anarşist manifesto hakkında birkaç kelam etmem gerekiyor diye düşünüyorum. 1850 yıllarında ilk kez kendini anarşist ilan eden Pierre -Joseph Proudhon’un “What is Property?” taslağının yayımlanmasından 10 yıl sonra yazılmış ilk anarşist manifestodur dünyada. Peki nedir bu anarşizm? özel mülkiyeti toplumda baskı kaynağı ve devleti onun bir aracı olarak gören, bunların ortadan kalkmasıyla insanın özgürleşeceğini öne süren siyasal öğretidir.(bkz) Bugün oy vererek başa getirdiğimiz devlet bizim haklarımıza ne kadar önem veriyor . Oy vererek güç verdiğimiz yarın bir gün bu gücü bize karşı kullanmıyor mu, özgürlüğümüzü ellimizden almıyor mu? Maalesef devlet gücünü aldığı halktan yine halka karşı kullanıyor. Oy verenlerin çoğunluğu niye azınlık kısmı etkilesin, ya çoğunluk aptalsa neden aptallar sürüsünün seçtiği bir politika doğru olsun, kaldı ki haklı ve doğrudan yana diye tanımlanmış adaylar bile gücü eline aldığında yine bu gücü halka karşı kullanıyor . Kaldı kiiii oy ile bir şey değişseydi zaten oy kullanmamıza bile izin vermezlerdi . Anarşizm de bunu anlatıyor genel olarak. Kitabı isteyen okuyabilir bana ne!!!neyse iyi okumalar canlarım .
1000Kitap
İlk Anarşist ManifestoAnselme Bellegarrigue · SUB Yayınları · 2017150 okunma
Reklam
Dans Vebası -dancing plague-
Puan vermedi·104 syf.··
2026 3. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 27 Ocak 2026 14:33
Jean Teulé’nin Dansa Davet eseri yalnızca tuhaf bir olayın içine değil Karanlık Ortaçağ’ın ortasına bırakır okuyucusunu. Roman gerçek bir tarihsel olayı anlatır (1518 Strasbourg Dans Salgını) bu salgının niye çıktığı ile alakalı net bir bilgi olmamakla birlikte birçok sebep olabilir diye düşünüyorum özellikle o dönemde yaşanan açlık, sefalet , salgınlar ve din adamlarının baskısı hakimdi kitabın başında Enneline bebeğini bir ırmağa atıyor sebebi ise bebeğine bakacak gücünün bile kalmaması hatta kocası şöyle bir şey diyor “ onu doyuramayacaktık.Hem sonra başkalarının yaptığı gibi onu yemekten iyidir böylesi.”(syf 7) Açlıktan bebeklerini bile yeme derecesine gelen bir halk ve kiliselerinde refah içinde yaşayan din adamlarının yaşadığı bir yerde elbette halkın kitlesel psikojenik bir hastalığa düşmesi kaçınılmaz oluyor. Bir kadının dansıyla başlayıp kitlesel bir şekilde yayılmasıyla ortaya çıkan dans vebası bütün kenti sarıyor. İnsanlar o kadar kendinden geçmiş bir şekilde dans ediyor ki kimi felç kalıyor kimi parçalara ayrılıyor ölümün de bu kadar trajik olanı görülmüş şey değil doğrusu. Dansları belki de çığlıklarını açlıklarını sefaletlerini bastırmak demekti bilinçlerini yitirip ölene kadar. Kurgusal eğlenceli bir hikaye değil trajik bir gerçekliğin romanıydı. Gerçeklekliğin zaten hep trajik olmak gibi bir huyu vardır. Gerçekliğin karanlığından kaçmak yerine yüzleşmeniz dileğiyle .. Kitapla kalın sevgili okurlar :)
1000Kitap
Dansa DavetJean Teule · Sel Yayıncılık · 202011,1bin okunma
8/10
·140 syf.··
2021 67. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2021 09:52
Felsefe Yapabilmek Herkesin Harcı Değildir! Sitede takip ettiğim bir okurdan bu kitabı görüp, o kitabı okuma hevesimi kamçıladım ve kitabı aldım. Kitap genel olarak felsefeye yeni başlayacak olanlar için çok ideal ama birçok yerde hatalar vardı. Bu hataları kendim düzelte düzelte kitabı bitirebildim. Tadım biraz kaçtı ama kitabın içinde altını çizmediğim yer kalmadı neredeyse. Bu yüzden kitaptan alıntı paylaşmaya birazcık üşenmiş olabilirim :)) Felsefe ile ilgili bilinmesi gereken her şey vardı ama felsefe yapılmamıştı. Felsefe yapan kitaplar, uzun uzun düşündürür insanı, meşakkatli bir iştir düşünmek bu da herkesin harcı değildir. Felsefeye olan ilgim etrafımdaki insanları felsefeye soğutacak cinsten. Felsefe yapan insanlar sevilmez çünkü :)) Felsefe de pek sevilmez aslında. Etrafımdaki herkes aynı şöyle der : "Çok düşünme delirirsin." Bu anlayış neredeyse ülkenin tamamına hakim. Düşünülmesi gereken bir şey varsa, sonunda delirmek bile olursa düşünmeyi tercih ederim. Delirirsem bile bu eskiden bir aklımın olduğunu gösterir. Mazimin şerefli bir yanının olduğunu gösterir ama düşünmeyenlerin böyle bir mazisi olmayacaktır ne yazık ki! Çoğu kişinin düşünmekten korktuğu bir toplumda düşünce özgürlüğü olamaz. Düşüncelere saygı da duyulmaz. Düşüncelerin olmadığı yerde bilim de gelişmez, sanat da gelişmez, edebiyat da gelişmez. Çünkü her şey düşünceyle başlar yani felsefeyle. İskenderyeli Hypatia'nın da dediği gibi "yanlış da olsa düşünmek hiç düşünmemekten iyidir." NOT :Felsefeye yeni başlayacak olanlar şu iki kitapla başlarsa çok daha pratik ve eğlenceli bir okuma yapmış olacaktır : 1- Sofie'nin Dünyası 2-Bana Felsefe Yapma
Felsefe
Bana Felsefe YapmaBaldan Partaner Dolun · Kaldırım Yayınları · 201320 okunma
Kıssadan Hisse, Hoşuna Giderse...
10/10
·208 syf.··
2021 37. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 21 Nisan 2021 14:51
❝Haklı azınlık, haksız çoğunluktan daha güçlüdür.❞ Kocaman fillere karşı, küçücük karıncalar galip gelebilir mi? Tüm mesele güçlü olmakta mı, yoksa haklı olmakta mı? Aklın, zekanın kocaman filleri yendiği bir masal okudum. Böyle şeyler de hep masallarda olur zaten. Neyse şimdilik gerçek, acı hayatı bir kenara bırakalım. Umudun masalına kulak verelim.Umudumuzu yeşertelim, umutsuz çorak topraklarda. Bir gün yağmurlar yağacağına ve daha çok umutlar yeşerteceğine inanalım.  Yaşar Kemal 'in de dediği gibi ; "Umutsuz yaşanmıyor." Umutsuz yaşamak ağır bir yüktür insanın sırtında. Yaşamak, hayata umutla bakabilmektir. Yaşar Kemal, sıkça adından övgüyle söz edilen bir yazardır. Bu kadar sevilmesinin nedeni, toplumdaki sorunları kitaplarında çok güzel bir şekilde dile getirmesidir hiç şüphesiz ki! Filler Sultanı, karıncalar ülkesine savaş açıyor. Üstelik haksız yere. Sadece gücünü kanıtlamak için. Gururunu okşamak için. Onları tutsak edip kendine köle ediyor. Onlara sahte umutlar verip, yalanlar söylüyor. Karıncalar daha çok çalışsın diye onlara "siz filsiniz ama karınca filsiniz." diyor.Gerçi başta filsiniz diyor daaa, bakıyor ki gerçekten fil gibi yemek yemeye başlıyorlar, her şeyi fil gibi yapmaya başlıyorlar Buna binaen "siz filsiniz ama karınca filsiniz" diyor. Karıncalar fil olmanın verdiği gururla daha çok çalışıyorlar. Karınca olduklarını bile unutuyorlar. Kendi dilleri yerine filce dilini öğreniyorlar. Kendi geçmişini, benliklerini unutuyorlar. Birine ya birilerine hükmetmenin en kolayı yolu bu değil midir zaten !? Filler Sultanı, karıncalara ölmeyecek kadar yemek veriyordu. Çünkü biliyordu ki eğer onlar ölürlerse, ortada onun köleliğini yapacak kimse de kalmazdı. Onlara "bir gün siz de bizim gibi fiil olacaksınız" diye hayaller satıyorlardı. Karıncaların içindeki
1000Kitap
Filler Sultanı ile Kırmızı Sakallı Topal KarıncaYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202515,6bin okunma
A Pál utcai fiuk (Pál Sokağı Çocukları)-Spoiler İçermez.
10/10
·235 syf.··
2021 34. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 13 Nisan 2021 06:49
Ferenc Molnár'ın çok sayıda romanı olmasına rağmen sadece A Pál utcai fiuk (Pál Sokağı Çocukları) adlı başyapıtı ile çok ses getirmiştir ve bu romanla tanınmıştır. Bu eseri Edebiyat hocasının yayımladığı gazete için onun da bir şeyler yazması için verdiği teklifi ile , Ferenc Molnár'ın da hocasını kırmamak adına yazdığı bir eseridir. Gazetede bölümler halinde yazdığı kitabı, birçok genç okur tarafından sevilmiştir. Ardından çeşitli dillere tercüme edilerek isminin tüm dünyaya yayılmasına zemin hazırlamıştır. Yayımlandığı ülkelerde büyük bir övgüyle okunan bir eser olmuştur. Daha sonra tiyatrolarda sahnelenmiş hatta çizgi film hâline bile getirilmiştir. Bu kitabın bu kadar sevilmesinin nedeni hiç şüphesiz başarılı bir şekilde ele alınan "çocukluk döneminde kurulan dostluklar ve o dostluk bağlarının gurur ve hüzün verici" yanlarıdır. Herkesin çocukluğuna karşı derin bir özlemi ve o özlemi uyandıran hatıraları vardır. Her çocuğun mutlaka çamura bulandığı, çimlere uzanıp gökyüzünü izleyip ; bulutların şekilleri üzerine masallar uydurduğu bir arazisi vardır. O arazilerin kime ait olduğunu bilmeyişimiz, bize aitmiş gibi kullanmak özgürlüğü veriyordu. Hatta o arazilerde vakit geçirdikçe , oraları kendimize aitmiş gibi hissederdik, başka çocukları oralarda görünce telaşlanır, o çocuklarla kavga ederdik. Kendi içimizde dostluk bağları ile çevrelenmiş gruplaşmalar vardı. Herkes birbirini kollar, sahip çıkardı. Kopmaz bir dostluk bağları vardır, o dönemlerde. Kitapta, Pál Sokağı Çocukları 'nın vakit geçirdikleri araziyi kendi vatanı gibi benimsemesi hatta kendi içinde o vatanın koruyucuları gibi rütbe hiyerarşi oluşturmaları ;çocuklukta kendi oyunlarımızı ne kadar ciddiye aldığımızın bir göstergesi bana kalırsa. Yetişkinlerin oyun gözüyle baktığı ama çocukların kendi
1000Kitap
Pal Sokağı ÇocuklarıFerenc Molnar · Yapı Kredi Yayınları · 202536,1bin okunma
Reklam