O hale geldi ki, sade orantısız bir incelikle ayırt edilmesi imkansız hayat anlarını bir mana ile ayırt etmek sebebiyle, hayatın ufkunda bir bulut yokken, rahat bir ömür içinde bir elem kurbanı olup kaldı.
Yaşadığımız bu dünyanın arkasında, gerilerde bir yerde bir başka dünya daha vardır, nasıl ki insan tiyatroda bazen öndeki gerçek sahnenin arkasında da bir sahne olduğunu fark eder ve nasıl ki bu sahne öndekiyle ilişkilidir, tıpkı öyle. İnsan şeffaf bir tül ardından bakar gibidir ve tülden bir dünya görünür, daha hafif, daha ruhani, hakikisinden daha farklı vasıflarda. Birçokları kendilerini bedenleriyle var oldukları bu dünyadan ziyade o diğer dünyaya aitmiş gibi hissederler.