Unutmamak gerekir ki yaşamın ve dünya üzerindeki varoluşun bilgisi her zaman dişildir ve kadına aittir. Eski çağlarda yaşama ve ölüme hükmeden ana tanrıça idi. Bugün de dünyanın bu mekanikleşen ve ölüme götüren düzenine iyi gelecek yine dişil bilgelik olacaktır.
Eksik yaratılışımızda tamlığı aramak ve kendimizi kandırmak... Hep, bir ötekine muhtaç ama ötekini de ezici, köleleştirici ve ötekileştirici tutumlarımız... Toplumda herkes toplumun parçası iken sen zencisin, sen kadınsın, sen delisin demek... ve tecrit edilmek... Doğanın kendisine ait olmayana saldırısı gibi, toplumda abanır kendisi gibi olmayanlara. Asıl çıldırış, toplumdan kovulmak ve toplumun, bizi toplum gibi yapmak için kanımıza kimyasalları boşaltması... Asıl budur ötekileştirilmenin en hazin yüzü. Bir toplumun gelişmişliğini ispat eden şey, ötekine yaptığı muamelede gizlidir.