Berke Uçar

Berke Uçar
@Berkeve
Hukukçu
İstanbul
73 okur puanı
Ağustos 2025 tarihinde katıldı
10/10
·1724 syf.··
2025 14. kitabı
Victor Hugo'nun bu efsane romanında; Jan Valjean'ın Javert'ten kaçışını, inişli çıkışlı hayatını, kürek mahkumluğundan belediye reisliğine çıkışını, sonra tekrar düşüşünü soluksuz takip ederiz. Roman aslında bir kaçma-kovalama romanıdır. Javert, Jan Valjean'ın peşine Toulon'da takılır ve bir daha bırakmaz. Bu kaçışta Jan Valjean'ın yolunun nerelerden geçtiğini harita üzerinde gösterince olaylar zihnimizde daha iyi canlanıyor. (1) Brie : Jan Valjan (Jean Valjean)'ın doğduğu kasaba. Çocukluk yıllarını burada geçirmiştir. (2) Faverolles: Büyüdüğünde çalıştığı yer. Burada meyve ağaçlarını budayarak geçimini sağlıyordu. (3) Toulon: Hüküm giydikten sonra gönderildiği liman şehri(1796). Jan Valjan ekmek çalmak için girdiği fırında yakalanınca gece vakti haneye tecavüzden hüküm giymişti. Sürekli kaçmaya çalışıp başarısız olduğu için cezası 19 yıla çıktı.1815 yılında serbest kalmıştır. (4) Grasse: Hapishaneden çıktıktan sonra ilk uğradığı yer. Burada çalışıyor fakat eski suçlu olduğu için parasını alamamıştır. (5) Digne: Burada da her kapıdan çevrilmiştir. Kalacak yer ararken piskopos onu evinde ağırlamıştır. Piskoposun evinden gümüş takımları çalmış daha sonra yakalanmış fakat piskopos onu affetmiş ve ceza almasını önlemiştir. Ayrıca piskopos birkaç parça eşya daha vermiştir. İlerleyen zamanlarda Jan Valjan bunları satarak yatırım yapacak ve zengin olacaktır. (6) Montreuil-sur-Mer: Birkaç yüz frankla geldiği(1815'te) bu şehirde çok zengin olmuştur. Şehrin belediye reisliğine seçilmiştir(1820'de). Montreuil-sur-Mer Fransa'nın en kuzeyindeki yerleşimlerden bir tanesidir. Toulon ise en güneyinde. Toulon'da kürek mahkumu bir sefil olan Jan Valjan, Montreuil'de çok zengin ve belediye reisi olmuştur. Burada güney kuzey zıtlığı ile Jan Valjan'ın durumuna gönderme yapılmış. (7)
1000Kitap
Sefiller (2 Cilt Takım)Victor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025105,3bin okunma
Reklam

Berke Uçar

, bir kitap okudu
10/10
·1724 syf.··
2025 14. kitabı
Victor Hugo
9.3/10 · 105,3bin okunma
8/10
·312 syf.··
2025 13. kitabı
Çok fazla yolculuk ettiğimden mi nedir her zaman yol romanlarını çok sevmişimdir. Bir yolculuk boyunca yazarın anlatmak istediklerini yolculuk sırasında rastlanan şeylerle ilişkilendirerek anlatmasını, tıpkı bizim kendi yolculuklarımızda zihnimize bin bir çeşit düşüncenin dolmasına benzetirim. Yolda görülen bir ağaç, bir manzara, bir insan bizi düşüncelere daldırır. Kafamızın içinde bir roman oluştururuz. Adalet Ağaoğlu' nun bu romanı da bir yol romanı. Almaya' dan Türkiye' ye memleketine dönen bir işçimizin yol boyunca düşüncelerini, geçmişini bize aktarıyor. Bu aktarım içinde de sosyal, topluma ve insana dair mesajlar bolca mevcut. Kitabın adından başlarsak; '' Fikrimin İnce Gülü'' bildiğimiz Türk sanat müziği parçasının birebir aynısı. Yani bazıları bunu bir deyim olarak düşünebiliyor. Bu parçanın adı birebir kitapta kullanılmış. Bayram'ın ve sevdiğinin en sevdikleri şarkıdır. Bayram yol boyunca sık sık bu şarkıyı dinliyor. Kitabı okurken arada bir bu şarkıyı dinlemenizi tavsiye ederim. Bayram küçük yaşta köyüne gelen siyasetçilerden etkilenerek bir araba sevdalısına dönüşüyor. Siyasetçiler otomobillerinden indiğinde büyük bir saygı görüyorlar ve bu Bayram'a çok karizmatik geliyor. Bayram'ın bilinçaltına böyle bir sahne kazınıyor. Bayram büyüdüğünde büyük adam olmak, iyi insan olmak, sevdiğinin sevgisini kazanabilmek gibi önemli konuların araba sahibi olarak gerçekleşebileceğini düşünüyor. Yazar bu hastalıklı halinin psikolojik temelini çok güzel oturtuyor. Bayram Almanya'ya gittiğinde bir amacı var. Para biriktirip otomobil sahibi olmak, köyüne gittiğinde bu şekilde karşılanmak ve sevdiği kıza otomobilini göstererek onun sevgisini kazanmak. Sabah akşam köle gibi çalışıp ek mesailer yaparken kendisini motive eden şey bu. Zira o güne kadar kendisi hep itilip
1000Kitap
Fikrimin İnce GülüAdalet Ağaoğlu · Everest Yayınları · 20212,525 okunma
9/10
·382 syf.··
2025 12. kitabı
Saatleri Ayarlama Enstitüsü'nün Chuck Palahniuk' in 1996'da çıkan Dövüş Kulübü'yle büyük benzerlikleri bulunuyor. Tabii ki Ahmet Hamdi Tanpınar bu romanını Dövüş Kulübünden 35 yıl önce çıkarırken, 90'lı yılların sonundaki tüketim kültürü ve kapitalizm anlayışı yoktu. Ahmet Hamdi de bir sistem eleştirisi yapmış, bireyin toplum içindeki konumunu bu bakış açısıyla yansıtmıştır. İki kitap arasındaki benzerlikler dikkat çekicidir. Dövüş Kulübü'nün ilk kuralı '' Dövüş Kulübü hakkında konuşmamaktır...'' Aynı şekilde Saatleri Ayarlama Enstitüsü kurulduğunda Halit Ayarcı, Hayri İrdal'a Saatleri Ayarlama Enstitüsünden kimseye bahsetmemesi gerektiğini defalarca vurgular. Hayri İrdal: Dövüş kulübündeki anlatıcıya karşılık gelir. Hayri İrdal akıl hastalığı teşhisi ile hastaneye kaldırılır ve orada romanın gidişatını etkileyecek olaylar yaşanır. Aynı şekilde Dövüş Kulübündeki anlatıcı da uykusuzluk(insomnia) hastalığına yakalanmıştır ve terapilere gider. Burada psikolojik olarak Hayri İrdal kadar ağır olmasa da bir benzeşme görülür. Halit Ayarcı: Tyler Durden'ın Saatleri Ayarlama Enstitüsündeki aslıdır. Hayri'nin o sıkıcı hayatı sırasında karşılaştığı adam. hayatını tamamen değiştirecek enstitüye Hayri'yi davet edecek ve orada yardımcısı yapacaktır. Halit Ayarcı da aynı Tyler Durden gibi Hayri İrdal'ın zihnindeki kendisidir. Hayri İrdal'ın olmak istediği Hayri... Nasıl ki Dövüş kulübünde Tyler Durden anlatıcının hayali zihin ürünüdür, aynı şekilde Halit Ayarcı da Hayri İrdal'ın hayali zihin ürünüdür. Hayri İrdal hastaneden çıktıktan sonra Doktor Ramiz onu her çeşit insanın takıldığı Şehzadebaşı'ndaki bir kıraathaneye götürür. Bu kıraathanede tanıştığı insanlarla daha sonra bir cemiyet kurarlar. Kıraathanede herkesin bir takma adı vardır, gerçek ad yoktur. Hayri İrdal
Saatleri Ayarlama EnstitüsüAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 202352,9bin okunma