Hepimiz onu arıyoruz. "Hepimiz
O'nu bekliyoruz." Avuç içlerimizde
mor halkalar bırakan pazar fileleri
gibi taşıyoruz hayatı ve filenin
yırtıklarından düşenleri ardımız
sıra bırakıp, neydi o, kaçırdığım
hayat parçacığı nerede, diye
bakınıp duruyoruz nafile yere.
Yeşil tükenmez kalemi tutkuyla
seven, gözlerini kısışını sevdiğimiz
insanlar biriktiriyoruz hayatımızda,
sonra onların, bir "ne bileyim" e
dönüşmesini seyrediyoruz. Sonra
bırakıp Rüya'mızı çocukluğumuzun
çıfıt çarşılarında, bal gibi de devam
ediyoruz yaşamaya.
Hep birlikte inanacakları bir hikaye
kalmayınca, hepsi tek tek kendi hikâyesine inanmaya başlayacak,
herkesin kendi hikâyesi olacak, herkes kendi hikâyesini anlatmak
isteyecek. Kalabalık șehirlerin kirli sokaklarında, bir türlū çeki düzen verilemeyen çamurlu meydanlarında, milyonlarca sefil,
başkalarının çevresinde bir mutsuzluk halesi taşır gibi taşıdıkları hikayeleriyle uyur gezerler gibi hüzünle gezinecekler.