“Atalarım çocukların ölüm emrini verdi ama hiçbiri bir sabiyi, günahsız bir yavruyu öldürmenin ne demek olduğunu bilmedi, hiçbir atam böyle bir cehennemlik manzarayı seyretmedi. Ben kendi öz çocuklarıma bunu yapamam. Kendi ölümüm pahasına onların canlarını koruyacağım.” Hücrede yatan Padişah değil, bir baba olarak gözümde büyümüştü. Kendini oğullarına feda ediyor ve uzatılmış olan tahtı elinin tersiyle itiyordu…!
“Bütün dünyayı dolaşsan, yedi iklim dört bucağı tarasan hiçbir şeye ihtiyaç duymayan tek bir hükümdar bulamazdın. Hepsinin saraya, kumaşa, silaha, hayvanlara, ikram edecek yiyeceklere, cellatlara, askerlere, altına, gümüşe ihtiyacı vardı. Bunlar olmadan hükümdarlık yapılamazdı. Engereğin gözünü kamaştıran şatafatı yaratan da bunlardı zaten..!”