İnsanları canlı ve ölü diye ikiye ayırmak bir hata; sadece ölü-canlı ve canlı-canlı insanlar mevcut. Ölü-canlılar da yazıyor, yürüyor, konuşuyor, hareket ediyor. Fakat hata yapmıyorlar; sadece makineler hata yapmaz ve tek ürettikleri cansız nesnelerdir. Canlı-canlılarsa hataya düşer, aranır, sorgular, eziyet çeker.
Aynısı yazdıklarımız için de geçerlidir: yürür ve konuşurlar fakat ölü-canlı da olabilirler, canlı-canlı da. Gerçekten canlı olan hiçliğin karşısında durur ve ara vermeksizin saçma, "çocukça" sorulara cevap arar. Cevaplar yanlışmış, varsın olsun; düşünce hatalıymış, varsın olsun. Hatalar gerçeklerden daha değerlidir: gerçekler makinelerden çıkar, hatalarsa canlıdır; gerçekler güven verir, hatalarsa rahatsızlık.