Bir hekim bir hastaya şöyle der: “Sıtmaya tutulmuşsunuz. Hiçbirşey yememeniz gerekiyor, yalnız su içebilirsiniz.” Filozof da cahile şöyle der: “Azgın arzularınızın nihayeti yok. Endişeleriniz bayağı ve sefilce. Kanaatleriniz sahte ve yanlış.” Cahil öfkelenir ve çıkıp gider, aşagılandığını söyler. Hasta ile cahil arasındaki bu fark neden kaynaklanıyor? Çünkü hasta acısının ayırımındadır, cahil ise böyle değildir.
Tesadüflerin oyuncağı olacak olduktan sonra ne diye bir irademiz vardı? Kullanamadıktan sonra göğsümüzü dolduran hisler ve kafamızda kımıldayan düşünceler neye yarardı?