Lou'nun okuduğum ilk kitabı oldu. Başta ben ne okuyorum, dedim. Yazmak istediğini, düşüncelerini, aktarabildiği kadarını açık gizli ne varsa anlamaya çalıştım.
Kitabı çok beğenmiş olsam da konusu şahsen sevmediğim, fakat insan için de en tabii konulardan biri.
Bir kadının, aşkın çeşitli hallerini keşfetmesiyle ilgili kitap. Gençlik zamanlarımızda, mantığa ve hayatın gerekliliklerine uymayacak insanlara kapılabiliriz. Kriterlerimizin bir önemi kalmaz. "Bu adamla uyuşuyor muyuz, bana saygı duyuyor mu, ilerlemek istediğim yolda ne kadar destek olabilecek" soruları bize düşman olur. Çünkü bu soruların cevapları, ilkel bir çekim duyduğumuz insanla aramızdaki, rasyonel olmayan köprüyü yıkacak nedenleri hatırlatır.
Her şeyi bir kenara bırakıp uzun vadede sönecek olan bu yabani duyguların esiri olmak isteriz. Kariyer, saygınlık, toplumdaki yerimiz ve rollerimiz, erkeğin istediği role uyabilmek için kısıtlanır. Bunu da kadın olarak gönüllü bir şekilde yaparız. Kendi mutluluğumuzu yaratmak yerine, bunu hizmet ederek, memnun etmeye çalışarak, erkekten dileniriz.
Bence bunun nedeni, kendi seçimlerimizin sonunda mutlu olamama korkusudur. "Kariyerimde mutlu olamazsam ve yanlış karar verirsem, keza toplumdaki bunca insan yüzyıllardır yanlış karar veriyor olamaz."
Sonucu da kaçınılmaz olarak hayallerinin peşinden gitmek değil, sebep olmadan bağlandığınız insanın yörüngesinden ayrılmamak, onunun mutluluğunun sağlayıcısı ve yetineni olmaktır.
Özellikle genç kadınlara tavsiye edeceğim bir kitap. Deneyim kazandıkça, bilişsel gelişimimiz tamamlanmaya yaklaştıkça romantizmin karanlık yanlarını, pahalıya mâl olacak hataları fark etmek kolaydır. Önemli olan bu hataları yapmadan farkındalığa sahip olmak, istediğiniz şeylerin arkasında durabilme gücünü zihninizde yaratmaktır.
Sağlıklı