Blesk

Blesk
@BerryButcher
"He travels the fastest who travels alone"
Öz saygıya karşı kabul görme, aidiyet arayışı paradoksu
"Böylece, açık davranmamız halinde tüm hayat görüşleriyle bizi lanetleyecek olan insanların bizi sayması ve onurlandırması durumunda da aşağılamış oluyoruz."
Kitap Alıntısı
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·70 syf.··
2025 54. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 23 Aralık 2025 19:23
Arayışlar'ı o kadar çok beğendim ki hemen ikinci kitabına da yıl bitmeden başladım. Doğrusu okuduğum ilk kitabında Lou'nun kendine ait bir imzası var gibiydi. Feniçka da yazarın imzasını hikayenin bazı ögelerinde taşıyor. Yine de bu kitap için düşüncelerim oldukça dağınık. Arayışlar'ın açıklığından uzak ve spesifik bir sonuca ulaştırmıyor. Bir hükme varmaktan ziyade, hedeflenen nokta aklınızı karıştırmak, kesin yargılarınızı yerinden oynatıp başka biçimlerde tekrar bir araya getirmek. Zira karakterler birey olmaktan çok, belirli bakış açılarının temsili görevinde yazılmışlar. Yaratılan erkek karakter, kadının kendi mesajını iletmesi için bir aracı olarak kullanılmış. Bazı noktalarda Lou, erkekler hakkındaki gözlemlerini de yine bu karakter üzerinden vermiş fakat sönük ve edilgen yapıda bir tasarı var. Bilinçli yapılmış bir planlama olduğu ortada bence. Bu metot sayesinde, direkt bir didaktik anlatıdan ziyade, dolaylı yoldan kadının özgürlüğünün, daha kesin bir tabirle kendisi olmak istemesinin -Lou'nun tanımıyla erkeklerin yolundan gitmesinin- ilişkideki bedeli ortaya konulup irdelenmiş. Bu kitabı biraz daha içselleştirerek yorumlamak benim için bayağı meşakkatli oldu. Çünkü halihazırda bende içgüdüsel olarak yer alan bir çıkarım. Yeni ve yorumlamaya açık olmaktan ziyade kabullenilmiş ve çözümlemeye istekli olmadığım bir konu. Kitabın kısa olmasından mütevellit, zihninizdeki sakinliği bozmamak için yüzeysel bir okuma yapmak isteseniz dahi sahip olduğunuz hissiyat ortaklığı buna izin vermeyecektir.
Edebiyat
FeniçkaLou Andreas-Salomé · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20169,5bin okunma

Blesk

, bir kitap okudu
Puan vermedi·70 syf.··
3 saatte okudu
·
Okunma: 23 Aralık 2025 19:23
·
2025 54. kitabı
Lou Andreas-Salomé
7.3/10 · 9,5bin okunma
Puan vermedi·543 syf.··
2025 30. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 03 Ağustos 2025 17:01
(Mild spoiler) Din ve eğitim hakkında sınırlı bilgiye sahip olan Isak, Norveç'in ıssız ormanlarında kendine yer açarak doğaya geri döner. İhtiyacı kadar ağaç kesip kendine bir kulübe, hayvanlarına ise bir ahır yapar. Hikayenin bu noktasında ona hayat yoldaşı olacak Inger dâhil olur. Birlikte çalışır, çabalar ve toprakla bir olurlar. Hayatlarına sonradan girecek ve insanları tembelliğe, doğadan uzağa yöneltecek olan teknolojik aletler de Isak'ın hayat anlayışıyla ters düşen bir etki yaratacaktır. Fark ettiğim bir husus var ki Isak'ı gözümde tam bir idol haline getirdi: Hemen hemen her karakter kendi buhranlarını deneyimlerken Isak, her şeyi doğadan gelme bir emir gibi karşılıyor. Durmaksızın toprağı işliyor, eşiyle, çocuklarıyla alakadar oluyor, komşularına yardım ediyor. Anlamadığı durumları kabullenip, bildiği durumlarda kuru gürültü yapmadan işini hallediyor. Ölüme yaklaştığı deneyimlerde de bunu dinginlikle karşılıyor. Tamamıyla yaşlı bir meşe ağacı gibi: kendine yeten, işinin ehli ve kibirden, gösterişten uzak, basit ve sağlam yapılı bir adam. Sosyolojik açıdan da okuması hoşuma giden aile yapısı; çocuklarla ilişkiler ve toplumsal görevler gibi noktalara da değiniliyor. Knut Hamsund'dan okuduğum üçüncü kitap. Muhtemelen okumaya devam edeceğim. Enfes bir üslup kullanmış; aynı karakterler gibi biraz devrik, biraz eksik cümlelerle her şeyi yerli yerinde tasvir ediyor.
Edebiyat
Dünya Nimeti (2 Cilt Takım)Knut Hamsun · Millî Eğitim Bakanlığı Yayınları · 1989961 okunma
Puan vermedi·49 syf.··
2025 39. kitabı
(Spoiler) Okuduğum gönderilere dayanarak çoğu yorumda kitabın, dinin yolundan ayrılan yaşlı bir adamın yanlışa sapması ile ilgili olduğunu düşünülmüş. Fakat benim için anlatılmak istenenle, karakterin bana sunduğu izlenim bambaşka oldu. Yazar da belli ki insan hayatında dinin, kontrol sağlayıcı ve kibirden, kötülüklerden uzak tutan rehber olduğu görüşüyle bir eser ortaya çıkarmış. Zacharius Usta'yı daha farklı, o kadar da komplike olmayan bir ışıkta gördüm. Yaşlanmış, hayatının büyük bir kısmını saatlerle ilgili icatlar geliştirerek geçirmiş, haliyle de insanın kısa ömrü ona yeterli gelmemiş. Çok doğal bulduğum bir korkuya kapılmış; ölüm korkusu. Tanrıyla yarışmak, dinden uzaklaşıp şeytanlaşmak gibi temalar bana geçmedi. Baskın görüşün her diyalogta kendini analojilerle belli etmesine rağmen, ölümün yaklaştığını anlayıp çıldıran bir zanaatkar gördüm ben. Uzun yıllardır aynı sanatı icra etmesine rağmen finale kadar çocuğu için endişeleri olan, yalanlara kulak asmayarak evladının geleceği hakkında döneme göre doğru bir karar veren adam nedense tam da ölüm yaklaştığında mı kibire kapılıp şeytanın uşağı oluyor? Tabii ki her okur için mesaj başka başka olabilir. Yoğun olarak hissettiğim tema ölüm korkusu ve hayatta kalma durumunda akla mantığa sığmayan büyü, doğaüstü güçler gibi şeylere kanabileceğimizdir. En savunmasız olduğumuz anlarda elbette ki karakterimizden ödün verip, sağlıklıyken sahip olduğumuz karakteri koruyamayabiliriz. Kitabı, dini değil de, bu bakış açısıyla okudum. Çok da beğendim. Akıcı ve kısa olmasın rağmen derinliği olan kitap arayanlara öneririm.
Duygu ve Düşünce
Zacharius UstaJules Verne · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202124,9bin okunma