“Çünkü aslında hiçbir şey gelmiyordu şairin elinden, hiçbir kötülüğün ortadan kaldırılmasına yardımcı olamıyordu; yalnızca dünyayı ihtişama boğup yücelttiğinde kulak veriliyordu ona, yoksa olduğu haliyle anlattığında değil.”
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Vergilius hep kendi tarlalarının sınırlarında gezinmiş, her zaman kendi hayatının sınır boylarında kalmıştı; huzur nedir bilmeyen bir insan; ölümden kaçarken ölümü arayan, eser vermek isterken eserden kaçan biri; bir aşık ama yine de hep kovalanmaya yargılı, gerek iç gerekse dış dünyanın tutkuları arasında yolunu kaybetmiş, kendi hayatına sadece konuk olabilmiş biri.
Bana kalan ne? Onları lanetlemek. Hepinize lanet olsun. (…) Dehşet içinde yaşayıp sefalet içinde ölesiniz.Ulumalarınız göklere yükselsin ve duyulmasın. Ben, Medea, hepinizi lanetliyorum.
O acımasız uzuvlarıyla her yanımı yoklasalar bile umuttan da, korkudan da hiçbir iz bulamayacaklar içimde. Hiç, hiçbir şey. Sevgi paramparça oldu, acı da dindi. İçimi tümüyle dolduran boşluğa kulak veriyorum isteksizce.