1000Kitap Logosu
Resim
Christa Wolf

Christa Wolf

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
6.1
227 Kişi
578
Okunma
35
Beğeni
2.220
Gösterim
Unvan
Demokratik Almanya Cumhuriyeti'nde yaşamış ve sosyalizmi benimsemiş romancı, edebiyat eleştirmeni, denemeci
Doğum
Gorzów Wielkopolski, Polonya, 18 Mart 1929
Ölüm
Berlin, Almanya, 1 Aralık 2011
Yaşamı
1949 yılında üye olduğu Sovyet yanlısı Sosyalist Birlik Partisi'ni ve devletin uyguladığı baskıyı eleştirdi. 1989-90'da parti üyeliğinden ayrıldı. Jena ve Leipzig'de Germanistik öğrenimi gördü. 1993 yılında açıklanan belgeler 1959-61 arasında Stasi için muhbir olarak çalıştığını göstermektedir. Birçok eserinde DAC yönetimine dolaylı yoldan eleştirilerini sürdürdü. Örneğin Kassandra adlı eserinde öykü tamamiyle Truva'dageçmektedir. Ancak Yunanlı'larla Truva'lılar arasında geçen savaşın doğu ve batı bloklarının savaşını andıran özelliklerini ortaya çıkarıp değerlendirmektedir. Demokratik Alman Cumhuriyeti döneminde devlet yönetimini açıkça eleştirdiği halde yazar Karl Marx'ın öğretilerine bağlı kalmış ve iki Alman cumhuriyetinin birleşmesine karşı çıkmıştır.
89 syf.
·
2 günde
·
Beğendi
·
9/10 puan
İntihar Eden 2 Yazarın Hayali Buluşması: Hiçbir Yerde
“Bir kuzey ülkesinin tropikal bir meyvenin tohumunu içinde taşıması gibi, bir yürek taşıyıp duruyorum içimde. Yeşerdikçe yeşeriyor ama bir türlü olgunlaşamıyor.” -
Heinrich Von Kleist
1. Yazar Hakkında: 1929 doğumlu yazar
Christa Wolf
bugün Polonya sınırları içinde kalan Landsberg an der Warthe kentinde doğdu. Alman Dili ve Edebiyatı bölümünü okuyan yazarın eserlerini kaleme aldığı dil de Almanca oldu. Lektör, redaktör, editör, deneme yazarı gibi birçok farklı alanda çalışan ve üreten Wolf, öykü ve roman konusunda da kendisini kanıtladı. Birçok edebiyat antolojisi hazırlayan yazar aynı zamanda Berlin Alman Yazarlar Birliği’nde de bilimsel danışman olarak görev aldı. Alman Kitap Ödülü de dahil olmak üzere eserleriyle onlarca ödül kazandı ve kısa bir süre önce, 2011’de ise aramızdan ayrıldı. 2. Eserleri Hakkında Kısaca: “…acaba bunca gülümseyen yüzün ardında toplumun ağır bir hastalığı mı gizliydi?” Psikolojik yönü güçlü öyküler anlatan Wolf’un kitaplarında mitolojik öğelerden de sıkça beslendiğini görmekteyiz.
Kassandra
romanı ve
Medea. Sesler
isimli oyunu bu duruma örnektir. Antik Yunan tragedya yazarlarından
Euripides
’in
Medea
oyunu ve Antik Roma tragedya yazarlarından
Seneca
’nın yine
Medea
oyununda işlediği mitolojik öyküyü bir kez de Wolf işlemiştir. Eserler bu sırayla okunabilir. Yazarın Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları’nın Modern Klasikler dizisi kapsamında yayımlanan
Hiçbir Yerde
isimli bu romanında ise intihar etmiş olan 2 yazar kurgu karakterler olarak çıkıyor karşımıza:
Heinrich Von Kleist
ve Karoline von Günderrode. 3. Romanda Anlatılan 2 Yazara Dair: “Boş laflar. Bütün ağızlar bir anda sussa da düşüncelerin sesi yükselse.”
Heinrich Von Kleist
: Klasik Alman edebiyatının usta yazarlarından biri olan ve modern Alman edebiyatına bir köprü görevi üstlenen Heinrich von Kleist, 1777’de doğdu. 19. yüzyılın en bütük tiyatro yazarlarından biri olarak anılan Kleist aynı zamanda öykücü, romancı ve şairdir.
Aristophanes,
Titus Maccius Plautus
ve
Molière
gibi büyük komedya yazarlarına öykünerek yazdığı
Amphitryon
ve
Michael Kohlhaas
en önemli eserleri arasında gösterilir. Çağının ötesinde eserlere imza atmış olan yazarın hasta ve parasız bir şekildeyken yaşamına son vermesi şüphesiz dünya edebiyat tarihinin önemli anlarından biridir. Karoline von Günderrode: 19.yüzyılda Romantik edebiyatın
Sappho
’su olarak anılan Günderrode’nin ne yazık ki ülkemiz sınırları içinde herhangi bir eseri basılmış değil. 1780-1806 yılların arasında çok kısa bir süre dünyaya misafir olan yazar, Fransız İhtilali’nden de etkilenerek edebiyatı kendisine sığınak olarak seçti. Sıkıcı, bunaltıcı, baskıcı hayatından kaçmak için şiir yazdı ve sevgi, esaret, özgürlük gibi kavramları işledi.
Novalis,
Friedrich Schlegel,
Friedrich Schelling
gibi şairlerden esinlendi ve oyunlarında toplumsal cinsiyet gibi konulara odaklanarak, kadına biçilen rolleri masaya yatırdı. Melankolik şair, kendisini Ren Nehri’nin sularına bıraktığında henüz 26 yaşındaydı. 4. Kitap Hakkında: “Yaşamın dinmeyen yaralarına merhemdir şiirler.” Yukarıda adı geçen 2 yazar etrafında şekilleniyor Hiçbir Yerde’nin öyküsü. Fakat başı sonu olan, mekânlar içinde geçen bildiğimiz klasik anlatılardan değil. Diyaloğa dayalı olsa da, belli bir tema çerçevesinde ilerlemeyen ilginç bir kurguya sahip. Yer yer monologlarla da şekillenen anlatıda Kleist ve Günderrode’nin hayali karşılaşması bekliyor okuru. Yaşamlarında birbirlerini dahi göremeyen bu ikiliyi bir araya getirme fikri ilk etapta kulağa ilginç gelse de, ortaya çıkan sonuç tatmin edici. 1979’da kaleme aldığı eserinde Wolf, Alman edebiyatı için son derece önemli olan bu 2 melankolik yazarı 1804 yılında bir araya getiriyor. Winkel’de bir toplantıda sohbet etmeye başlayan ikili birbirlerine karşı bir yakınlık hisseder. 27 yaşında olan Kleist’ın karşısında 24 yaşındaki Günderrode vardır ve her ikisinin zihni de birçok açıdan aynı çalışmaktadır. Dünyanın ağırlığına katlanamayan ikili, ruhsal yönden adeta birbirlerine bağlanırlar. Dönemin siyasi ve sosyal atmosferinden birçok olay da yine bu sohbetin ana temalarından biri olur. Sanatçının toplum içindeki rolü, kadın ve erkeğin toplumsal cinsiyet rolleri, şiirin insanlar için önemi, aşk, insan ilişkileri, sevgi, dostluk, doğa ve hayat gibi konular sık sık karşımıza çıkar ve ikili birbirleriyle entelektüel bir sohbet gerçekleştirir. Onların sıkılmadan yaptıkları bu sohbeti okumak her okura aynı tadı sağlamayacaktır elbette fakat şiir, felsefe, müzik ve psikoloji gibi farklı dallarda okumalar yapmaktan hoşlanan kişilerin sıkılmadan okuyabileceği harikulade bir eser Hiçbir Yerde. Karakterlerin iç dünyalarının da oldukça başarılı bir şekilde yansıtıldığını söylemek mümkün. Birbirlerine sordukları sorularla gerek yaşadıkları döneme gerekse de dünyadaki birçok probleme dikkat çeken Klesit ve Günderrode ikilisi, biz okurları düşünmeye teşvik ediyor ve bu durum da haliyle kitabı bir çırpıda okumamızı engelliyor. Yavaş yavaş, özümseyerek, kendimize bir şeyler katarak okumak gerekiyor.
Johann Wolfgang Von Goethe,
Immanuel Kant,
Jean-Jacques Rousseau,
Friedrich Hölderlin
ve
William Shakespeare
gibi yazar ve düşünürler de zaman zaman fikirleri ve eserleriyle karşımıza çıkıyor ve bu uzun sohbete eşlik ediyorlar; bu durum da haliyle kitabı daha da güçlendiren etmenlerin başında geliyor. 5.Son Söz: “İnsanlık, Vaat Edilmiş Topraklar’a ulaşabilmek için bu ıssızlıktan geçmek zorunda mı? İnanamıyorum buna.” Eserin geneline yayılan aforizma sayılabilecek cümleler, yazarların düşünce yapılarını ortaya çıkarıyor. Her iki yazarın da hayatlarına ve eserlerine hakim olmak bu sebeple daha da önem teşkil ediyor. Hiçbir şey bilmeden okumak da elbette okurun tercihidir zira bu durum da bahsi geçen yazarları araştırmaya ve okumaya itecektir. Belki yazarla tanışma kitabı olarak tercih edilmeyebilir fakat günlük, biyografi gibi kitaplar okumayı seven okurların da ayrıca ilgisini çekeceğini düşündüğüm
Hiçbir Yerde,
şans verilmesi gereken eserlerden biri. Modern dünya edebiyatının güçlü simalarından
Christa Wolf
’u tanımak gerek. Keyifli okumalar dilerim. “Dünya en kolay olanı seçmiş: Susuyor.”
Hiçbir Yerde
6.6/10 · 173 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
148 syf.
·
3 günde
·
Beğendi
·
9/10 puan
Haklılığıyla Yalnız Olan Bir Kadının Dünyaya Karşı Çığlığı:Kassandra
“…çünkü ben gördüğüm her şeyde haz buluyordum, umut değil! Ve görmek için yaşamaya devam ediyordum.” -Kassandra 1. Giriş: Bu yazı yalnızca kitaba dair değildir. Yunan Mitolojisi ekseninde Homeros’a, onun kaleme aldığı destanlara ve o destanlarda yer alan olaylara dair bütünleyici bir yazı olması amaçlanmıştır. Christa Wolf’un romanına konu olan Kassandra’nın karakteri, yetenekleri ve yaşamı da konu dahilindedir. Troya Savaşı’nı merkezine alan olaylar dizisine meraklı olanlar gönül rahatlığıyla okuyabilirler. Şimdiden zaman ayırıp okuyacak olanlara teşekkürlerimi sunuyorum. 2. Yazar ve Eserleri Hakkında Kısaca: Alman yazar
Christa Wolf,
1929’da doğdu. 2011’de hayatını kaybeden yazar, denemeleri, makaleleri, öyküleri ve romanlarıyla oldukça üretken bir yaşam geçirdi. Çeşitli dergilerde lektör, redaktör ve editörlük gibi işlerde çalıştı ve edebiyat alanında pek çok araştırmada bulundu. Birçok edebiyat antolojisi hazırlayan Wolf kendine has kurgularıyla dikkat çeken bir yazar olmasının yanında mitolojik eserleriyle adından söz ettiren bir yazardır. Yunan Mitolojisi’ne özel bir ilgi duyan Woolf bu konuda birçok çalışma yaptı ve hatta romanlar yazdı.
Kassandra
ve
Medea. Sesler
buna örnek olarak gösterilebilir. Wolf’un ayrıca Karoline von Günderrode ve
Heinrich Von Kleist
adlı 2 yazarın hayali buluşmasını ele aldığı “
Hiçbir Yerde
” romanı da deneysel edebiyat açısından önemlidir. (Kitaba dair inceleme yazısı için bakınız: #155408476) 3. Homeros, İlyada ve Troya Savaşı’na Dair: “Troya’nın ruhu Troya’da kalmamalıydı.” (sayfa 93) Antik Yunan edebiyatının yazılı en eski eserleri
Homeros
’a aittir. M.Ö. 8. Yüzyıl civarında günümüzde İzmir ili sınırları içinde kalan İyonya bölgede doğup yaşayan Homeros, Anadolulu bir ozan olmasına rağmen, Yunanca konuşuyordu ve eserleri de Yunancanın İyon lehçesiyle oluşturulmuştur. Antik Yunan’da âdeta kutsal kitap görevi gören
İlyada
ve
Odysseia
şiirsel bir dille kaleme alınan etkileyici destan metinlerdir. Troya Savaşı’nı konu alan İlyada, Tanrılar ve insanların savaşı olmasının yanı sıra, büyük uygarlıkları karşı karşıya getiren bir savaştır aynı zamanda. Anadolu ve Yunan halkları, bugün Çanakkale sınırları içinde kalan Troya antik kentinde savaşmış ve kazanan Akha (Yunan) orduları olmuştu. Bu savaşın gerçekten yaşanıp yaşanmadığı her zaman tartışma konusu olsa da, eldeki veriler ışığında yaşandığı fikri fazlasıyla ağır basmaktadır. Fakat savaşa tanrıların müdahil olması ve diğer doğa üstü olaylar daha çok mitolojik eklemeler olarak görülür. İşte varlığı tartışmalı olan bu karakterler arasında Kassandra da gelir. 4. Kassanda Kimdir? Troya’nın ünlü kralı Priamos’la karısı Hekabe’nin kızıdır Kassandra. Hektor ve Paris’ten sonra adı en çok anılan çocukları olan Kassandra’nın dramatik bir öyküsü vardır. Destanlar ve tragedyalarda “gözü yaşlı” kadın tiplemesine örnek olarak gösterilebilecek kadınlardan biridir. Geleceği görme gücüne sahip olması onu özel kılan etmenlerin başında gelir. Bilicilik yeteneği kendisiyle birlikte ikiz kardeşi Helenos’a da verilmiştir ve bu durum 2 farklı mitolojik efsaneyle anlatılır. İçlerinde daha fazla bilineni şüphesiz tanrı Apollon’la ilgili olanıdır. 5. Kassandra’nın Bilicilik Yeteneği ve Hayatı Hakkında: “Uzun günler tek bir şey düşündüm: Bir zaman gelecek her şey geride kalacaktı.” (sayfa 138) Efsaneye göre Apollon, Priamos’un güzel kızı Kassandra’ya aşık olur. Eğer kendisiyle birlikte olursa ona kâhinlik yeteneği vereceğini söyler. Kassandra bunu kabul eder fakat önce yeteneği almak ister. Aldıktan sonra ise tanrıya yanaşmaz ve bu durum Apollon’u bir hayli öfkelendirir. Kassandra’nın ağzının içine tükürdüğü ve kâhinlik yeteneğini baltaladığı rivayet edilir. Bu durum, Kassandra’nın görüsünün kaybolduğu anlamına gelmese de, pek bir işe yaramayacağı anlamına gelir ve gerçekten de öyle olur. Kassandra, geleceğe dair birçok olayı sezer, görür fakat kimseleri inandıramaz. Buna Troya’nın yıkılışı da dahildir. Paris’in hayat hikâyesini daha en baştan görmüş fakat kimseyi inandıramamıştır. Helena’nın Yunanistan’dan Anadolu’ya gelin olarak getirilmesinin büyük bir savaşa neden olacağını sezmiş ve herkesi uyarmıştır fakat yine kendisine inanan olmamıştır. Akha ordularının 10 yılın ardından eve dönmeye karar verip Troyalılar'a tahta at armağan etmesini de iyi niyetli bulmayan Kassandra, atın şehrin içine alınmaması gerektiğini söylemiştir ama yine onu dinleyen olmamıştır. Bu durum, Troya’nın yıkılışına sebep olmuştur. Troya yağma edilirken Kassandra Athena Tapınağı’na sığınır ve orada Akha ordularının en önemli savaşçılarından biri olarak anılan Aias’ın saldırısına ve tecavüzüne uğrar. Ardından Kassandra da diğer Troyalı kadınlar gibi Yunanlar’a köle olarak verilir. Agamemnon’un aşık olduğu ve yanına aldığı bahtsız kâhin, Yunanistan’a doğru yola çıkar fakat çektiği çileler bununla da sınırlı kalmayacaktır. Agammemnon’un eşi Klytaimnestra tarafından öldürüleceklerini gören Kasandra, nihai kaderine doğru ilerlemektedir. Bu olay, Antik Yunan’ın en önemli tragedya yazarlarından biri olan
Aiskhylos
'un "
Agamemnon
" adlı eserinde detaylıca işlenmiştir. 6. Mitoloji ve Psikoloji Arasındaki İlişki: Mitolojik öykülerin çözümlemeleri bizleri çok ilginç sonuçlar götürür. Bir insanın başına gelebilecek neredeyse bütün acılar mitolojik hikâyeler, destanlar ve tragedyalarda anlatılagelmiştir. Hatta bazen öyle ilginç sonlu öykülerle karşılaşırız ki, bu kadarının olabileceğine şaşırırız. İnsan psikolojisine dair çok önemli çıkarımlarda bulunabileceğimiz bu öyküleri irdeleyen isimlerden biri ise psikanalistin ünlü isimlerinden
Sigmund Freud
’dur.
Sophokles
'in "
Kral Oidipus
" adlı tragedyasında karşımıza çıkan öykü, Freud’un “Oidipus Kompleksi” adlı kuramını oluşturmasına yaramıştır. Hem Hem
Sophokles
hem de
Euripides
'in Elektra adlı tragedyalarından (
Elektra
ve
Elektra
) yola çıkarak da “Elektra Kompkleksi”ni bilim dünyasıyla paylaşmıştır Freud. (Sophokles'in Elektra adlı tragedyasına dair inceleme için bakınız: #153531923) Bunlar, günümüz dünyasında saygı gören, üzerine bilimsel çalışmalar yapılmış olan önemli fikirlerdir. Bu kuramlar arasına mitoloji dünyasından bir tane de ekleniyor ve bu da Kassandra Kompleksi (veya sendromu) olarak adlandırılıyor. 7. Psikolojide Kassanda Sendromu Nedir? Kassanda Sendromu, ismiyle müsemma olduğu karakterden alıyor içeriğini ve bu da kişinin geleceği hissetmesine rağmen kimseye inandıramaması anlamına geliyor. Söylendiğinde kimse tarafından inanılmayan fakat sonrasında gerçekleşerek üzücü durumlara sebebiyet veren olaylar Kassandra Sendromu ile ifade edilmektedir. Sıkıntılı ruh halleri sonucunda geleceğe dönük bazı şeyler algılayan kişiler, bunları çevrelerindeki kişilere anlatırlar fakat destek bulamazlar. Bu durum onları fiziksel ve duygusal yönden sıkıştırır ve ıstırap yaşamalarına neden olur. Edebiyatta ve sinemada konunun işlendiği birçok örneğe rastlamak mümkündür. Terminator film serisi ve Twelve Monkeys (12 Maymun) filmleri zamanda yolculuk temasına sahip olmalarının yanı sıra Kassandra Sendromu’nu da senaryolarında barındırırlar. 8. Kassandra Romanının Ortaya Çıkış Süreci: "Haklılığımla yalnızdım." - Kassandra (sayfa 39) Christa Wolf, mitolojiye ilgili bir yazar. Bunu yazdığı eserlerde gözlemlemek mümkün.
Euripides
ve
Seneca
'nın da işlediği Medea efsanesiyle (
Medea
ve
Medea
) ilgili kitabına ek olarak
Kassandra
romanıyla da Yunan Mitolojisi’nin kökenine iniyor. 1980 yılında eşi Gerhard Wolf’la birlikte Yunanistan’ı ziyaret eden Christa Wolf, bu gezinin ardından 1982’de ülkesinde bir dizi konferans gerçekleştirdi.
Johann Wolfgang Von Goethe
Üniversitesi’nde verdiği bu konferanslar büyük ilgi çekmişti ve onlardan beşincisinin konusunu ise Kassandra oluşturuyordu. Daha sonra romana dönüşecek olan bu taslak metin, bu şekilde ortaya çıkmış oldu. 9. Kassanda Romanı Ne Anlatıyor? “Gerçeğe duyulan bir parçacık isteğin, bir parça cesaretin, dünyadaki bütün yanlış anlamaları ortadan kaldıracağına hâlâ inanıyordum. Doğru olana doğru, doğru olmayana yanlış demek.” (sayfa 89) Bu sırada dışı ve ilgi çekici karakter üzerinden o dönemde yaşanmış birçok olayı yeniden resmediyor Wolf ve kendi bakış açısıyla yorumluyor. Troya’nın yıkılışı onun cümleleriyle yeniden hayat buluyor. Agamemnon’un savaş ganimeti olarak Yunanistan’a doğru yola çıkarken tüm geçmişini yeniden hatırlıyor. Yaşanacağını gördüğü ve ardından yaşandığına tanıklık ettiği her şey bir bir yeniden vücut buluyor ve âdeta bir sinema perdesi gibi gözlerinin önünden geçiyor. Ölümlerle, acılarla, travmalarla dolu hayat öyküsü Kassandra'nın psikolojisini bir hayli etkilemiştir ve bu anlattıklarına da yansımaktadır. Kitapta karşımıza çıkan bir diğer büyük olgu da savaşın korkunç boyutlarıdır. Homeros, İlyada’da Troya Savaşı’nı tüm çıplaklığıyla anlatırken karşımıza dehşetengiz sahneler çıkıyordu. Bir insan öldüğünde onun ölüsüne dahi saygı gösterilmiyordu. Bu durumu genelde Yunanlar’ın Troyalılar’a yaptıklarıyla anlatıyordu Homeros. Destanda Yunanlar daha barbar bir halk olarak resmediliyordu. Fakat bir bütün olarak ele aldığımızda her iki tarafın da tahammül edilmesi güç olaylara yol açtığını görüyorduk. Wolf’un Kassandra’sında da bu durumu gözlemliyoruz elbette. Kassandra’nın gözünden birçok vahşet sahnesi anlatılıyor. Kan dondurucu nitelikteki bu anlar dünyanın her yerinde her zaman karşımıza çıkan savaşlarda yaşanıyor ve yaşanmaya devam ediyor. Wolf’un romanı için “savaşa ağıt” demek de mümkün. Savaş da dahil olmak üzere öncesi ve sonrasındaki sayısız olayı bilmesine rağmen onları değiştirebilecek güce sahip olmayan bir kadının gözünden izliyoruz tüm olan biteni. Ve kadın demişken, savaşın kadınlar üzerindeki etkisini de yine başarılı bir şekilde ortaya koyuyor yazar. Etkileyici cümleler eşliğinde birçok Troyalı kadının akıbeti masaya yatırılıyor ve savaşın onların yüreğinde açmış olduğu yaralar yeniden gün yüzüne çıkıyor. Ataerkil sisteme ve savaşın eril yapısına bir başkaldırıdır aynı zamanda Kassandra. 10. Aineias ve Kassandra İlişkisine Dair: “Eğer Hektor kolumuzsa, Aineias da ruhudur Troya’nın.” (sayfa 91) Üstün bir yeteneğe sahip olması Kassandra’nın bir insan olduğu gerçeğini değiştirmiyor tabii ki. Duygu yüklü bir karakter ve hayalleri, arzuları, düşünceleri ve korkuları var herkes gibi. Arzuları arasında en dikkat çekeni ise Aeneas. Troya Savaşı’nda Troya saflarında gördüğümüz Aeneas, savaşın ardından Avrupa’ya doğru yola çıkar ve bu süreç Roma’nın kuruluş efsanesine dayandırılır. Romalı şair
Vergilius
'un "
Aeneas
" adlı destanında tüm detaylarıyla okuma şansına eriştiğimiz bu büyük destanın unutulmaz karakteri Aeneas’a aşıktır Kassandra. Romanda büyük yer kaplayan bu konuyu tüm açılarıyla öğreniyoruz. Yarım kalan ve hayallerde varlığı sürdüren bir aşk olduğunu da belirtmek gerekir. Kassandra’nın kaderini öğrendiğimize göre, Aeneas’ın kaderini öğrenmek için de Vergilius’un destanını okuyarak giderebiliriz merakımızı. Büyük Roma İmparatorluğu’nun kökeninin aslında Troya’dan gelmesi ve Anadolulu bir kahramanın Roma’yı kurması da son derece ilginç bir bilgi olarak hafızamızda yer ediyor. 11. Romandaki Akhilleus Portresine Dair: Kassandra’nın ve doğal olarak Troya’nın bakış açısıyla yazılan bu kitapta da tıpkı Homeros’un İlyada’sında olduğu gibi Yunanlar’ın son derece barbar ve kötü kalpli olarak resmedildiğini söylemiştim yukarıda. Bunların arasında daha fazla yer eden şüphesiz ki Yunan ordularının en güçlü kuvvetli savaşçısı olarak belirtilen “Tanrısal Akhilleus”tur. Kassandra ondan bahsedeceği esnada genelde “hayvan” kelimesini “tanrısal” kelimesi yerine kullanır. Onun için bir hayvandır Akhilleus. Savaş boyunca birçok barbarlığa imza atan kalpsiz bir adamdır. Ona olan nefretini her cümlesinde hissetmek mümkün. 12. Kassandra Romanının Şablonu: Savaşın yol açtığı yıkımı tüm detaylarıyla aktaran Kassandra’nın cümleleri aslında uzun bir monoloğa ait. Kısa bir roman veyahut bir novella olarak adlandırabileceğimiz bu eser herhangi bir durak noktasına sahip değil. Başlangıç ve bitişi var yalnızca. Bölümlere ayrılmış bir roman da değil. Bu açıdan bakıldığında okuması zor gibi gözükse de, aslında bu tercihiyle isabetli bir karara imza atıyor Christa Wolf. Kassandra’nın zihninden geçen her şey karmaşık bir şekilde birbiri ardınca sıralanıyor. Bu da romanının tamamını bir monoloğa dönüştürüyor zira bildiğimiz romanlar gibi bir akış sahip değil. Bilinç akışı tekniğiyle yazılan ve dikkatle takip edilmesi gereken bir roman Kassandra. 13. Kassandra Romanına Benzer Birkaç Kitap Tavsiyesi: Tıpkı Kassandra gibi modern yazarlar tarafından mitolojisinin farklı evrelerine odaklanan birçok roman, öykü, ve tiyatro oyunu mevcut. Bunlardan bazıları sıralayacağım:
İlahi Komedya
-
Dante Alighieri
Canzoniere
-
Francesco Petrarca
Utku Şiirleri
-
Francesco Petrarca
Amphitryon
-
Molière
Amphitryon
Heinrich Von Kleist
Çatal Dil
-
William Golding
Lavinia
-
Ursula K. Le Guin
Homeros'un Kızı
-
Robert Graves
Akhilleus’un Şarkısı
-
Madeline Miller
Ben, Kirke
-
Madeline Miller
Kızların Suskunluğu
-
Pat Barker
Faust
-
Johann Wolfgang Von Goethe
Iphigenia Tauris'te
Johann Wolfgang Von Goethe
Kartaca Kraliçesi Dido
-
Christopher Marlowe
Elbette konuya dair örnekler çoğaltılabilir. 14. Son Söz: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları etiketiyle yayımlanan kitap, Modern Klasikler Dizisi içinde yer alıyor. Kitabı Almanca aslından dilimize kazandıran kişi ise
İlknur İgan
. Antik Yunan edebiyatına ilgi duyan, Yunan ve Roma mitolojisi hakkında eserler okuyan herkesin Kassandra romanını okuması da elzemdir. Antik metinlerde anlatılmamış ya da fazla detaylandırılmamış olan bu öykülerin modern yazarlarca yeniden ele alınması ve gündeme getirilmesi en başta takdiri hak ediyor elbette ve konunun meraklıları içinse oldukça yararlı oluyor. Kassandra da tam olarak bu tarife uyan romanlardan biri olarak öne çıkıyor. Yukarıda da bahsettiğim üzere, anlatım dili olarak alışılmışın dışında bir metin olsa da, bilinç akışı tekniğine alışkın olan okurların zorlanmayacağı bir özellikte. Keyifli okumalar dilerim. “…ama şimdi kabul etmemiz gerekir ki, insanın insana yapabileceği zulmün sınırı yok…” (sayfa 127) Kaynakça: Erhat, Azra, Mitoloji Sözlüğü. İstanbul: Remzi Kitabevi, 1972 (
Mitoloji Sözlüğü
-
Azra Erhat
)
Kassandra
5.8/10 · 341 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
192 syf.
Medea. Sesler
Şu ana kadar yapmış olduğum her şey sevginin eseridir derim… Kitaba büyük bir kafa karışıklığıyla başladığımı söyleyebilirim. Başlangıçta olay bağdaştırmaları mantıksız ilerliyor ve bölümler arası geçiş oldukça karmaşık ama ilerleyiş… Beklentinin üzerindeydi. Medea, Euripides yansımasının dışında “acıların kadını” olarak nitelendirilmiş ve bu açık bir şekilde hissettirilmiş durumda. Tüm bu kurgusal karışıklığa rağmen kitap gayet anlaşılabilir bir dilde yazılmış. İlerleyişi keyifli ama detaylandırması konusunda aynı şeyi söyleyemeyeceğim (en azından kitabın sonu için farklı bir beklentideydim). Medea’nın talihsiz yaşamı, başından geçenler ve kendisine yapılan suçlamalar karşısında daima sessiz kalışı. Akabinde kendisini yaşadığı yere ait hissetmeyerek kaçışı ve sığındığı yerde kendisine yapılan “erkek katili” ve “büyücü” yargılamaları sonucunda tehdit olarak görülerek Korinthos’tan sürgün edilmesi.. Ne talihsiz bir kadın. Wolf’un diğer kitaplarına nazaran favorim bu oldu diyebilirim. Ben şimdi Medea’yım, Acılardan oluştu benliğim.
Medea. Sesler
7.2/10 · 46 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.