Duygusallık, edilgenlik değil, muazzam bir enerji, yoğun bir mücadele potansiyelidir. Duyguları güçlü olmayanlar, yüreği hep önde tutmayanlar varoluş mücadelesini de sürdüremezler.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Yalanı övenin yüceltildiği, hakikati gösterenin ise içeriye atıldığı bir dönem. Yıkılış dönemlerinin temel özelliğidir bu. Sinir bozucu ama sevindiricidir.
Bir buğu inceliğinde sızabiliyorsan
kanatlanabiliyorsan uçurum kenarında
göklere çıkarken köklere de inebiliyorsan
yanmadan sarılabiliyorsan ateşe
hapsetmiyorsan yüreğini göğsünün daracık kafesine
güneşten de su içebiliyorsan
taşlara kök salıp yeşerebiliyorsan çatlaklarda
yana yana kül olup güle dönüyorsan
koruyabiliyorsan içindeki el değmemiş yeri
gül derinliği katabiliyorsan sevdiğine
rengarenk rüzgar apak aydınlıksan
kıpkızıl kızarabiliyorsan utançtan
bir yıldız gibi deviniyorsan arayış içinde
ulaşmak için değil yakınlaşmak için yürüyorsan
bataklıkta da tertemiz kalıyorsa vicdanın
duyabiliyorsan ruhundaki evrensel ahengi
yapacak bir şey kalmadı demiyorsan
kendinden uçup kendine konabiliyorsan
sıkıştığında dönmüyorsan kürkçü dükkanına
ve kalbin yara avuçlarının içi yaraysa
nice yaralara derman cevher içindedir
çünkü özgürsün sen
Mevki ve makam yükseldikçe, bağımlılık büyür. Mevki ve makamın otoritesi arttıkça, hizmet sıkılaşır. Kişilik güçlendikçe, keyfî davranışlar geri plana itilir.