- Biraz aklınız karışacak galiba efendimiz.
+ Bilmem ki. Karışsın Olric. Bugüne kadar boş bir kâğıt gibi temiz kaldı. İyi koruduk uzun süre. Biraz da zorlansın. Saflığını kaybetsin biraz. Aklımız, maceralardan korkmasın biraz.
- Ne demek biraz?
+ Hiç korkmasın. Hiç yorulmadan mı ölelim istiyorsun? Sonra, Oblomov gibi erken ölürüz. İyiyi kötüden ayırmasını öğrenmek istiyorum. Uğraştı da beceremedi desinler.
- Biraz heyecanlanıyorum; bilmediğim, görmediğim hayallerin baskısını hissediyorum, efendimiz. Sizin için korkuyorum. Belki çok önceden hazırlığa girişmeliydiniz efendimiz.
+ Gülünç olurum diye mi korkuyorsun Olric? Zarar yok, gülünç olalım. Bir yere varalım da ne olursak olalım.
Düşlerin parlayıp söndüğü yerde
Buluşmak seninle bir akşamüstü.
Umarsız şarkılar, dudağımda bir yarım ezgi
Sığınmak gözlerine, sığınmak bir akşamüstü.
Gözlerin bir çığlık, bir yaralı haykırış.
Gözlerin bu gece çok uzaktan geçen bir gemi..
Zülfü Livaneli