"Ama ben, senin üzgün olduğunu iddia ediyorum; o kadar üzgünsün ki birkaç kelime daha etsek gözlerine yaşlar dolacak. Nitekim işte oradalar, pırıl pırıl parlıyor ve yüzüyorlar. Ve bir damla kirpiğinden kurtulup yanağına düştü bile. ..."
Vaktiyle bir "benliğim" vardı; artık sadece bir nesneyim... Yalnızlığın bütün uyuşturucularını tıka basa alıyorum; dünyanın uyuşturucuları bana benliğimi unutturamayacak kadar hafiftiler. İçimdeki peygamberi öldürmüş olduğuma göre, nasıl olur da insanlar arasında hâlâ bir yerim olabilir ki?
“Dişimi sıktım, haftalar, aylarca tahammül ettim.
Baktım ki dişimi sıkmak, dişimin kırılmasından başka netice vermeyecek, bir gün isyan bayrağını çektim!"