Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nü bitirdim.
Tanpınar yine o kendine has diliyle, zamanı değil aslında bizi sorgulatıyor.
Hayri İrdal’ın hikâyesinde kendi iç karmaşamı gördüm.
Bir yanımız geçmişe bağlı, diğer yanımız bugüne yetişmeye çalışıyor; ama ne tam eskiyiz ne de yeni…
Herkesin bir “düzeni” varmış gibi görünse de, içimizde hep bir eksiklik, hep bir boşluk var.
Kitap ilerledikçe anladım ki; bu hikâye sadece saatlerle, enstitülerle ya da düzenle ilgili değil.
Bu, insanın kendini anlamaya, zamana yetişmeye çalışırken kayboluşunun hikayesi.
Saatler hep işliyor, ama biz hâlâ aynı yerdeyiz.
Zamanı ayarlamak kolay belki,
ama insan kendi içindeki zamanı dengeleyemeyince, hiçbir şey yerli yerine oturmuyor.
Tanpınar, ironinin içine derin bir hüzün saklamış.
Bir yandan güldürürken, diğer yandan düşündürüyor.
Kitabı kapattığında içinde garip bir sessizlik kalıyor,
sanki sen de kendi saatini ayarlamaya çalışıyorsun…