Bıyıklı, çökük avurtlu bir adam, avucunun içinde rüzgardan korumaya çalışarak sigarasını içiyor; bir günahı gizler gibi. Yanında ona sokulmuş iri kara gözlü, yıpranmış bir kadın; vaktiyle hayli güzel olduğu belli; başını, yumuşacık, adamın omzuna yaslamış. Bu küçük hareket bile onların hayatını özetliyor: Bu sert toplumda himaye edilen bir kadın ve koruyucu erkek.
Bir kitabı okumadan önce yazar okuması yapmayı her zaman çok önemli bulmuşumdur. Her kitapta yazarın hayatından noktalar bulmak beni heyecanlandırır. Bu kitapta ise yazarın hayatından parçalar yok. Sanki direk yazarın hayatını okuyorsun. Gatsby ve Daisy arasındaki ilişki Scott ile Zelda arasındaki ilişkinin neredeyse aynısı. Sonları farklı desek yanlış olmaz sanırım.
Ahhh Gatsby, canım muhteşem Gatsby. Kitabın sonunda seni böyle seveceğimi düşünmezdim.
Zengin ve muhteşem bir hayatı vardır. Her gece devasa evinde devasa partiler verir. Ben bu partileri yalnızlıktan verdiğini düşünmüştüm fakat durum farklıymış. Bir gün yan komşusu Nick ile tanışır ve Nick artık hem en yakın arkadaşı hem tek dostu hem de amacına ulaşmasını sağlayan kişidir. Nick aynı zamanda kitabın anlatıcısıdır. Ondan dinliyoruz tüm hikayeyi.
Kitaba en çok eleştiri karakterleri anlayamamak konusunda gelmiş. Tamamen katılıyorum. Kitap biterken bile zihnimde oturmayan karakterler vardı. Fakat yazarın hayatına baktığımda özellikle karısı Zelda’nın şizofren olduğunu okuduğumda yazarın bu karmaşayı kasıtlı yapmış olabileceğini düşündüm. O “caz çağının” insanlarının vurdumduymazlığını ve bencilliğini bu yolla anlatmış olabilir ki karakterleri incelediğimizde bunu görüyoruz. Daisy ise okurken beni en çok yoran karakter oldu çünkü çok tutarsızdı. Bu da yine eşinin şizofren olup tutarsız olmasıyla alakalı.
Okumanızı tavsiye ederim. Ben son 50 sayfada özellikle çok beğendim. Zaten kısa bir kitap.
Muhteşem GatsbyF. Scott Fitzgerald · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202526,9bin okunma