... o zamanlar bir tatil ya da gezi yaptıktan sonra onu düşünmek, değerlendirmek için zamanımın olduğunu, sık sık bir yerlere gidemediğim için beynimin o güzel hatıraların tadını daha çok çıkardığını farkettim. Ancak sonrasında seyahatler arttıkça sadece o anı yaşarken keyif almaya başlamıştım. Sonrasında başka bir iş, başka bir koşturmaca, başka bir gezi derken zihnim geçmiş anıları işlemeye ve güzel hatıralara dönüştürmeye fırsat bulamıyordu. O yüzden eski gezdiğim yerlerin hatıraları daha canlıydı. Gerçekten yaşamış olmak sadece o anı yaşamakla olmuyor, aynı zamanda yaşanan güzel şeylerin hatırasını da zihinde saklamakla mümkün oluyor. Hayatımdaki bu koşturmaca, çok daha fazla yeri görmeme rağmen daha az yaşanmışlık hissi bırakmıştı.
Korkarak, titreyerek, tetikte, bütün tüylerim diken diken olmuş bir durumda okuyorum mektuplarını… Odamdaki ekmek kırıntılarını kapmaya gelen serçeye benziyorum.