Kaan

Kaan
@Beylerbeyi
Dedim: Artık bilgiden yana eksiğim yok; Şu dünyanın sırrına ermişim az çok. Derken aklım geldi başıma, bir de baktım: Ömrüm gelip geçmiş, hiçbir şey bildiğim yok... Ömer Hayyam...

Kaan

, bir kitap okudu
9/10
·224 syf.··
2025 17. kitabı
Selçuk Aydemir
8.5/10 · 5,6bin okunma
Reklam
Her Kral birgün kaybeder…
9/10
·384 syf.··
2025 14. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 09 Mayıs 2025 11:25
Kenan birçok erkeğin hayalini kurduğu bir figür gibi dursa da, aslında o hayalin altında yatan gerçeklik çok daha kırılgan. Toplumun dayattığı “güçlü erkek” imajı, bireysel mutlulukla ve ruhsal sağlıkla çelişebiliyor. Kitap da tam olarak bunu anlatıyor: Hayallerdeki “kral”, kendi iç dünyasında savaşı çoktan kaybetmiş olabilir... Kenan’da ki en büyük korku ise yalnız kalma düşüncesiydi. O düşünce o kadar yoğundu ki kendi kaderinin zincirlerini böylelikle örmüş oldu… Yalnız kalma korkusu, insanın gerçek bir bağ kurmasını, sevilmesini ve sevmeyi engeller. Görünürde özgüvenli insanlar bile bu korkunun içinde kaybolabilir. Gerçek özgürlük, yalnız kalabilmeyi göze alıp kendinle barışmakla başlar. Dizisini izlerken haberim oldu, kitabı bambaşka bir seviyede, sizlere tavsiyem kitabı okuyup bol bol insanlara spoiler verin :))
Kral KaybederseGülseren Budayıcıoğlu · Remzi Kitabevi · 201521,8bin okunma
Kitapla Bağ Kurmanın Yeni Yolları: Okumak mı, Dinlemek mi?
Eskiden kitap okumak, kalın ciltli romanların arasında kaybolmak, satır satır altını çizmekti. Sonra bir şey oldu. Teknoloji değişti, hayat hızlandı, ekranlar küçüldü, işler çoğaldı… Ve bir sabah, kulaklıklarımızda bir ses belirdi: “Sesli kitap başlatılıyor.” O günden sonra zihnimde sessiz bir tartışma başladı. Kitap okumak mı daha iyi, yoksa sesli kitap dinlemek mi? Faydası, etkisi, kalıcılığı hangisinde daha fazla? Bir yanda klasik okuma: Elinde kitap, gözlerin satırdan satıra kayıyor. Dikkatin dağılırsa geri dönebiliyorsun. Bilgiyi görerek hafızaya alıyorsun. Zihin, sadece kelimelerle değil; paragrafların ritmiyle, sayfa kenarındaki notlarla da çalışıyor. Hele ki teknik ya da derinlik isteyen bir metindeyse, okumanın yerini hiçbir şey tutmuyor. Ama diğer yanda sesli kitaplar var. Kulaklıkları takıyorsun, sokakta yürürken bile bir yazarın dünyasına giriyorsun. Araç kullanırken bir romanın ortasına düşüyor, bulaşık yıkarken bir düşünürün cümlelerinde kayboluyorsun. Okumaya fırsat bulamadığımız zamanları, dinleyerek bilgiyle doldurmak mümkün. Özellikle işitsel hafızası kuvvetli olanlar için adeta bir hazine. Peki ya derinlik? İşte orası biraz tartışmalı. Dinlerken zihnimiz daha kolay dağılabiliyor. Bir cümleyi kaçırdığında fark etmeyebiliyorsun. O yüzden bilgi yoğun kitaplar için hâlâ okumanın tahtı sallanmaz görünüyor. Sonuç mu? Her iki yöntemin de yeri ayrı. Önemli olan, hangi kitabı ne zaman ve nasıl tükettiğin. Kim bilir, belki de günümüzde en ideal okuma şekli “karma model”: Hikâyeleri kulakla dinlemek, bilgileri gözle toplamak. Son zamanlarda sesli kitap dinlemeye çok alıştım sizce bu durum insanın kitap okuma alışkanlığını bitirir mi ???
Edebiyat