Rabia Fuzulizede

Rabia Fuzulizede
@Beytulahzan
Tarih öğretmeni
Yüksek lisans
20 Ağustos 1994
50 okur puanı
Ekim 2023 tarihinde katıldı
Puan vermedi·400 syf.··
2026 19. kitabı
Evlilik Portresi, Maggie O'Farrel tarafından yazılan 16. yy İtalya'sında geçen tarihi bir roman. Eserde 15 yaşında iken bir dük ile evlendirilen Lucrezia de'Medici'nin hayat hikayesini okuyoruz. Kitabın çıkış noktası gerçekte evlendikten bir sene sonra hastalıktan ölen Lucrezia'nın, ölümünün biraz şaibeli olması çünkü kocası Alfonso'nun onu öldürmüş olabileceğinden kaynaklı şüpheler mevcut. Yazar düşes hakkında yazılan bir şiirden ve tarihsel kaynaklardaki eksikliklerden yola çıkarak bu romanı kaleme alıyor. Aslında ablası Maria'nın evleneceği kişi olan Alfonso, ablasının ölümü ile birlikte onunla evleniyor ve biz başından beri kocasının onu öldüreceğini biliyoruz. Biz bunun sadece nasıl olacağını okuyoruz kitap boyunca. Bu süre zarfında Lucrezia'nın resim sevgisi ile hayata tutunuşunu, erkek egemen bir toplumda kendini kurtarma mücadelesini görüyoruz. Ben kitabı çok beğendiğimi söyleyebilirim. Tarihte önemli bir yer tutan Medici ailesinin biraz da karanlık yönlerine eğilmiş. Yazar aynı zamanda Antik Yunan tarihine vakıf, kitapta bunu güzel bir şekilde gösteriyor. Rönesans dönemi yapılarını ve saray yaşantısını, kıyafet isimlerine kadar okuyucuya aktarıyor. Kadınların metalaştırılması ve damızlık bir hayvanmış gibi muamelesi görmesi çok iyi işlenmiş. Kitabın beğenmediğim tek kısmı yazarın betimlemeleri fazla uzatmış olması. Gereksiz tasvirlere yer verip kitabı fazla uzatmış gibi geldi. Bence yaklaşık bir yüz sayfa çıkarılsa kitap yine güzel olur ve bir şey kaybetmezdi. Yazarın üslubunun güzelliği kitabı yine de okutuyor. Tarihi bir gizeme dair bir edebi eser okumak isterseniz kesinlikle tavsiye edebilirim.
Evlilik PortresiMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 20231,496 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·184 syf.··
2026 18. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2026 20:58
"Okur dikkat! Bu bir köpek hikayesidir" gibi alayımsı bir cümle ile başlayan Csutora Şahsiyetli Bir Köpeğin Hikayesi; Sandor Marai tarafından yazılmış insan/hayvan ilişkilerine değinen bir eser. Roman, burjuva bir yazarın eşine Noel hediyesi olarak Puli cinsi bir köpeği satın alması ve akabinde yaşananlardan bahsediyor. Ev halkı, önce evlerine gelen bu canlıyı çok seviyorlar ve ona karşı oldukça ilgili davranıyorlar. Zaman geçtikçe eve alınan bu köpeğin Puli cinsi olmadığı ortaya çıkıyor ve bu biraz hayal kırıklığına sebep oluyor çünkü o dönemde yüksek zümreye hitap eden bir tür. Buna rağmen ona karşı sevgileri ve alakaları devam ediyor fakat Csutora sıradan bir evcil hayvan olmaya pek sıcak bakmayan "karakter sahibi" bir köpek. Diğer köpeklerin kabul ettiği şeyleri pek kabul etmeyen, insan baskısına boyun eğmeyen ve özgürlüğüne bir hayli düşkün olan Csutora ev halkına oldukça zor zamanlar yaşatıyor. Sahiplerinin isteklerine boyun eğmeyen ve kendi çapında bir direniş gösteren Csutora'nın davranışları zamanla trajik bir hâl alıyor ve ev halkı tarafından antipati ile karşılaşıyor. Zamanla iyice ev halkı özellikle de beyefendi köpekten soğuyor ve kitabın sonunda onu evden yolluyorlar. Kitap, yer yer sıkıcı ve sinir bozucu olsa da sonuna kadar okutuyor kendini. Özellikle beyefendinin köpek ve köpeğin davranışları hakkında yaptığı çıkarımları ve hayata dair bazı söylemleri çok hoşuma gitti. Yazar, Csutora üzerinden bir burjuva sınıfı eleştirisi yapıyor ve toplumun değerlerini sorgulatıyor bir taraftan da. Köpek severler için tavsiye edebileceğim bir kitap olmayabilir çünkü sonunda bir hayli kötü ve sinir bozucu bir sahne var. Okuyup okumamak size kalmış.
CsutoraSándor Márai · Can Yayınları · 2025465 okunma
Puan vermedi·392 syf.··
2026 17. kitabı
Ölmeye Yatmak, "Dar Zamanlar" üçlemesinin ilk kitabıdır ve Adalet Ağaoğlu'na aittir. Yeni kurulmuş Cumhuriyet'in ve ardından gelen devrimlerin neticesinde buna göre eğitim alan öğrencilerin eğitim süreçlerini özellikle "Aysel" karakteri üzerinden okuyoruz. Aysel, Cumhuriyet döneminde doğmuş ve bu minvalde yetişmiş bir kız çocuğu olarak Doçent olabilmiş bir köy çocuğudur ve öğrencisi ile cinsel ilişkiye girdiği için bir otel odasında yaşadıklarının, geçmişinin muhasebesini yapmaktadır. Biz kitapta onun hayat hikayesini ve 1938-68 yılları arası Türkiye Cumhuriyeti'nin tarihsel ve toplumsal yapısını görüyoruz. Eser daha çok tarihsel bir eleştiri kitabı gibi olmuş. Yazar dönemin olaylarına ve jargonuna oldukça vakıf, çok fazla gerekli/ gereksiz tarihsel bilgiler veriyor. Bana kalırsa bu kadar uzun ve detay bilgi vermeye gerek yoktu, yazar boğuyor çünkü bir yerden sonra. Dili yalın ve oldukça imalı. Satır aralarında çok fazla kinayeli söz var. Anlatım etkileyicilikten uzak, karakterden karaktere geçiş çok hızlı ve bazen neyi kimin söylediği pek anlaşılmıyor. Kitapta beğendiğim tek şey, yanlış batılılaşmanın iyi aksettirilmiş olması. Yani ahlaksızlığı "özgürlük" ve "medenilik" adı altında yapan insanların ahvali güzel verilmiş. Eşini aldatmayı, kendini teşhir etmeyi, içki içmeyi çağdaş olmakla nitelendirilen insanların günümüzde de var olduğunu düşünürsek kitapta anlatılan tiplemeler çok da uçuk gelmiyor. Kitap beni çok boğdu, bu kitabı bir daha okuyacağımı ve serinin devamını getirebileceğimi sanmıyorum.
Ölmeye YatmakAdalet Ağaoğlu · Boğaziçi Üniversitesi Yayınları · 20245,7bin okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2026 16. kitabı
·
58 günde okudu
·
Okunma: 08 Nisan 2026 23:11
Prof. Aydın Usta tarafından yazılan "Doğunun ve Batının Hakimleri Selçuklular: Gerçek Hikayeler ve Anekdotlar" eserinde; başta Büyük Selçuklu Devleti olmak üzere, Selçuklu Tarihi hakkında çeşitli hikayelere ve anektodlara yer verilmektedir. Hoca, akademik bir üslup kullanmak yerine herkese hitap edebilecek bir dil kullanmayı tercih etmiş. Anlatılan hikayeler akıcı ve sade bir dille ele alınmış. Hikayelerde, Selçuklu sultanlarının taht için giriştikleri mücadeleleri, aldıkları kararları, Selçuklular zamanında vuku bulmuş önemli olayları kronolojik bir şekilde okuyabilmek mümkün. Selçukluların kuruluşundan yıkılışına değin geçen sürede yer alan gerçek olaylar çok güzel bir şekilde ele alınmış ve okurlara sunulmuş. Kitapta zaman zaman terminolojik kelimeler yer alsa da insanı sıkacak kadar çok değiller. Ben tarih çıkışlı olduğum için bu terminolojik kelimeleri çok rahat bir şekilde anlayabildim, tarihle çok alakası olmayan insanlar kitabın sonunda yer alan sözlük kısmından faydalanabilirler. Ben eseri oldukça beğendim. Aydın hoca, bu anlatım tarzı ile tarihle çok alakası olmayan insanların da ilgisini çekebilecek güzel bir eser kaleme almış. Selçuklu tarihine merakınız varsa kesinlikle alıp okuyun derim.
SelçuklularAydın Usta · Yeditepe Yayınları · 201860 okunma
Puan vermedi·272 syf.··
2026 15. kitabı
Mary Shelley'in efsaneleşen eseri Frankenstein; gotik tarzda yazılmış bir başyapıt olarak karşımıza çıkıyor. Eserde; simyacıların peşinde olduğu şeylerden biri olan ölüyü yeniden diriltme konusu işleniyor. Okuduğu kitaplardan etkilenen hırslı bir genç olan Victor Frankenstein, ölümsüzlük arayışı içindedir ve bir yaratık meydana getirir. Fakat işler istediği gibi ilerlemez, tasarısını bir "canavar" olarak nitelendirir. Sonrasında onu terk eder fakat canavar onu bulur, sevdiklerine zarar verir ve aralarında bir mücadele yaşanır. Kitap başta Victor Frankenstein'ın açısından olaylara bakıyor sonrasında canavar kendisi hakkında açıklamalarda bulunuyor ve ondan yalnızlığından kurtulabilmesi için kendi türünde birini meydana getirmesini istiyor. Başta Victor Frankenstein bunu kabul etse de fikrini değiştiriyor ve aralarında mücadele yaşanıyor. Ben yeni bir eş konusunda iki tarafa da hak verdim. Canavar, kendi iradesi dışında hırslı bir adam tarafından yalnızlığa itilmiş ve insanlar tarafından nefret edilen bir figür haline gelmişken kendi gibi bir eş istemesini normal buldum. Victor Frankenstein ise eşin nasıl düşüneceğini bilmeden bu canavarların üremesini ve dünyaya bela olmasını istemiyor bu konuda o da haklı. Ama tabi baştan düşünmesi gerekiyordu. Kitap gerçek canavarın yaratık mı yoksa onu meydana getiren ve yüzüstü bırakan Victor Frankenstein mı olduğunu sorgulatıyor insana. Benim dikkat ettiğim başka bir husus kitabın yazarı Mary Shelley'in Türk ve İslam nefreti oldu. Kitapta anlatılan bir hikayede Türk'ten bahsederken hain ve nankör ifadelerini kullanıyor. İstanbul için Konstantinopolis diyor ve Hz. Muhammed hakkında saçma bir ithamda bulunuyor. Kitabı 18 yaşında yazmış biri olarak "batılı" cehaleti içerisinde bunları yazdığını düşünüyorum. Bu kısımlar benim rahatsız
Frankenstein ya da Modern PrometheusMary Shelley · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202021,8bin okunma