Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Beş yıl karanlıkta kaldıktan sonra gun ışığında gözlerımı kırpıştırdığım için bir yarasa gibi az görebiliyordum, yine de Yelken Jack'ı yüreğime acı salmaya yetecek kadar gördüm. Onu görüşüm hapishane avlusundan geçerken oldu. Saçları beyazlamıştı. Erkenden yaşlanmıştı. Göğsü içeri göçmüştü. Yanakları sarkmıştı. Elleri yaprak gibi titrivordu. Yürürken yalpalıyordu. Ve beni tanıdığında gözleri yaşlardan görmez oldu; çünkü ben de bir zamanlar insan olan hüzün verici bir enkaza dönuşmüştüm. Kırk kiloya düşmüştüm. Yol yol beyazlamış saçlarım tıpkı sakalım ve bıyığım gibi beş yıldır makas yüzu görmemişti. Ben de yürürken sendeliyordum, bu yüzden de gardiyanlar avlunun güneşten kör eden yolunda ilerlemem için bana yardım ediyorlardı. Ve Yelken Jack'le ben birbirimizi süzüp enkazın altından birbirimizi tanıdık."
"Aptallar! Sanki benim ölümsuzlüğümü beceriksiz aygıtlarıyla, ipleri ve darağaçlarıyla boğabilirlermiş gibi! Bu güzel yeryüzünün üstünde yürüyeceğim, yeniden yürüyeceğim, hem de sayısız kere. Ve etim kemiğimle yürüyeceğim, prens ve köylü, bilgin ve soytarı olacağım, yüksek yerlerde oturacak ve tekerin altında inleyeceğim."
"Yine de Jake Oppenheimer'da hep doğru bir insanın başlıca özelliklerini buldum. Vefalı ve sadıktı. Bir yoldaşı ele vermektense ceza almayı yeğlediği zamanlar biliyorum. Yürekliydi. Sabırlıydı. Kendini feda edebiliyordu; bununla ilgili bir olay anlatabilirdim, ama zaman yitirmeyeceğim. Hem adalet onun için bir tutkuydu. Hapishanede işlediği cinayetler tümüyle bu aşırı adalet duygusu yüzündendi. Ve muhteşem bir zihni vardı. On yılı tecritte geçen ömür boyu hapis cezası, beyninın ışığını azaltmamıştı."