Beyza Rûken

قُلْ اِنَّ صَلَات۪ي وَنُسُك۪ي وَمَحْيَايَ وَمَمَات۪ي لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَۙ De ki: “Şüphesiz ki benim namazım, kurbanım, hayatım ve ölümüm âlemlerin Rabbi olan Allah içindir.” (6/En'âm Suresi, 162)
Reklam
‎وَاصْبِرْ نَفْسَكَ مَعَ الَّذ۪ينَ يَدْعُونَ رَبَّهُمْ بِالْغَدٰوةِ وَالْعَشِيِّ يُر۪يدُونَ وَجْهَهُ وَلَا تَعْدُ عَيْنَاكَ عَنْهُمْۚ تُر۪يدُ ز۪ينَةَ الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا وَلَا تُطِعْ مَنْ اَغْفَلْنَا قَلْبَهُ عَنْ ذِكْرِنَا وَاتَّبَعَ هَوٰيهُ وَكَانَ اَمْرُهُ فُرُطًا ‎Sabah akşam Rabblerinin rızasını umarak O’na dua edenlerle beraber sabret. Dünya hayatının süsünü isteyerek gözünü onlardan ayırma. (İlgin, alakan onlar üzerinde olsun.) Kalbini zikrimizden gafil bıraktığımız, hevasına uyan ve işleri hep aşırılık olan kimseye itaat etme.‎ ‎(18/Kehf, 28)
Hastalıklar gibi, açlığı ve susuzluğu da her gün zehirler, acı ilaçlarla gidermek zorunda kalsaydık, ne olurdu halimiz?
Akıllı adamın yapacağı şey, hastalığı önlemektir, hasta olduktan sonra ilaç derdine düşmek değil. Acıyı dindirmekten çok, önlemeye çalışmalı. Bu düşünceyle Ütopyalılar, yoksunlukları ilaçları gerektirecek bütün beden zevklerini bol bol tadarlar ama bütün mutluluklarını bu zevklerden beklemezler. Başka türlü insanın mutlu olması hep açlık ve susuzluk içinde bulunmasını ve durmadan yiyip içmesini gerektirirdi. Öyle bir hayat da aşağılık ve çirkin olurdu doğrusu
Kendini beğenmişlerin boş gururunu bu soysuz zevkler arasında sayarlar. Böyleleri güzel bir giysi giyinmekle daha iyi olacaklarını sanırlar. Oysa iki bakımdan gülünç olur bu süs budalaları: Önce giysilerini kendilerinden üstün saymış olurlar; Çünkü işe yararlık bakımından ince bir yünlünün kalın bir yünlüden ne üstünlüğü olabilir sorarım size Ikinci olarak da aynı adamlar gerçeklerden kopup ve başarısız olarak herkesten üstün sayarlar kendilerini
Reklam