Yavaş yavaş müzik ve onunla birlikte yaşamımın ilk yıllarına eşlik etmiş olan neşe de yok oldu. Neşe, evet, en çok özlediğim şey bu olmuştur. Sonraları mutlu oldum, ama mutluluk neşenin yanında güneşin yanında bir elektrik lambası gibidir. Mutluluğun hep bir nesnesi vardır, bir şeyler yüzünden mutlu olunur, varlığı dışarıdan bir olaya bağımlıdır. Oysa neşenin nesnesi yoktur. Belirgin olmayan bir nedenle sarar seni, varlığı güneşe benzer. Kendi yüreğinin ısısıyla yakar.
İçimde bir yerde bana öğretilen kurallara bütün yüreğimle uymaya çalışıyordum. Bunu çocuklara özgü o şekilcilik duygusu ile yapıyordum ama tek neden bu değildi. Gerçekten iyi olmak gerektiğine, yalan söylememek, değersiz biri olmamak gerektiğine inanıyordum. Buna karşın hep düşmeme ramak vardı. Neden mi? Hiç yoktan nedenler yüzünden. Kim bilir kaçıncı yer değiştirmemin nedenini öğrenmek için gözyaşları içinde başrahibeye gittiğimde bana şöyle yanıt veriyordu: "Çünkü dün saçında çok büyük bir kurdele vardı... Çünkü okuldan çıkarken bir arkadaşın senin şarkın mırıldandığını duymuş... Çünkü sofraya otururken ellerini yıkamadın..." Anlıyor musun?