Gazali camiden çıkmayan bilim adamlarına gavur demiş nasıl birbirimizi seveceğiz.Bilime düşman,bilim bilmez Gazali bilir.Ha pavlus ha Gazali aynı hamurdan
Entelektüel Tekamül İbni Sina bilim yaptığı için mi eleştirdi Gazali? Bazı felsefi görüşlerini eleştirdi. Üç yıl boyunca felsefeyi öğrenip, araştırıp öyle yorumlar yaptı ayrıca. Gazali der ki: “Bir şeyi konuyu, bilmeden eleştiri yapmak, karanlığa taş atmak gibidir.” Gazali dönemin Bağdat Nizamiye Medresesinde baş müderristi. Bir değerlendirilme yapılırken o gün ki şartlar da düşünülerek yorum yapılır. Ayrıca Bâtınîlik gibi akımlara karşı da mücadelelerini de görmek lazım…Öyle bir kaç kelimeyle tanımlayıp, yorumlamak eksik ve sathi kalıyor
Bazen elime bir kitap alıyorum ve sayfaları çevirirken şunu düşünüyorum: Şu an aslında hiç tanımadığım birinin, belki yüz yıl önce ölmüş birinin zihninin en mahrem köşelerinde geziyorum. Onun korkularını, neşesini, dünyaya bakışını sanki kendi anımmış gibi içselleştiriyorum. Modern dünya bizi sürekli hızlı olmaya, her şeyi tüketmeye zorlarken, bir kitabın başında saatlerce vakit geçirmek aslında dünyaya karşı yapılmış en zarif başkaldırı değil mi? Son zamanlarda okuma eyleminin sadece bir bilgi edinme süreci değil, bir yavaşlama sanatı olduğuna inanmaya başladım. Bir cümleyi okuyup, dakikalarca tavana bakmak, o cümlenin ruhundaki yankısını dinlemek... İşte o anlarda insan, sadece bir okur olmaktan çıkıp o hikayenin bir parçası haline geliyor.
Peki, biz kitapları gerçekten bitiriyor muyuz, yoksa bazı kitaplar içimizde hiç bitmeyecek bir yolculuğu mu başlatıyor? Belki de raftaki o tozlu sayfa, henüz cevabını bulamadığımız bir sorunun sığınağıdır.
Bugünlerde sizi en çok hangi cümle yavaşlattı? Hangi yazarın zihninde misafir olmak size kendi evinizdeymişsiniz gibi hissettirdi?
Nurettin Topçu’nun “Var Olmak” kitabında ki şu cümle beni çok etkiledi ve yavaşlattı: “Başka varlıkların kendinde metafizik tecrübesine yer bırakmak için bizzat kendi kendisinden boşalmalıdır insan.” Çoğu zaman o kadar çok kendimizle doluyuz ki başkalarına ya da başka hakikatlere yer kalmıyor…
17 en sevdiğim sayı, bana da gelsin 🥰
“ kaldırım taşlarını çiğniyor insanlar
birkaç saat sonra birbirlerini çiğneyecekler
lakin ne gam!
böyle böyle atıyorlar içlerindeki cerahati
dikine yorulup
enine dinleniyorlar
bir açıdan çok yazık
bir açıdan ne güzel
oysa benim de dünyaya ve içindeki bir takım saçmalıklara
pervasızca kafa tuttuğum zamanlar vardı
sen yetişemedin
bir haksızlık bir adaletsizlik bir bile isteye kırılmış kalp
görmeyeyim yıkarım ortalığı dediğim zamanlar vardı
sen görmedin
hep böyle içi çürümüş
mücrim bir ağaç değildim
bakma şimdi gölgemi
her türden mahlukata çiğnettiğime
beni bu hale sokan
hep taahhüt edilen
ama hiç yerine getirilmeyen
bir takım vaatler
sözler
karşılık bulamamış seviler ve beklentiler ” ✨