Begüm Değer

Hayır, ölmekte olan kişiyi sevebilir, nefret edebilir, arkasından ağlayabilir, özleyebilirsiniz; ama öldüğü zaman o artık karmaşık ve resmi bir sosyal kutlamanın ana malzemesi, başlıca süsü olup çıkar..
Sayfa 184·Kitabı okudu
Hayata Dair
Reklam
Yaşamın ana caddesi cömertlik adına iki yol sunuyorsa ve bunlardan yalnızca bir tanesi seçilebiliyorsa, en iyisinin hangisi olduğunu kim tartışabilir ki?
Sayfa 25·Kitabı okudu
En büyük iyiliği yapmaya muktedir bir ruhun aynı zamanda en büyük kötülüğü yapabilecek bir ruh olduğu, tarihte defalarca doğrulanmış ve kaydedilmiş bir olgudur. Dininden sapan bir rahipten daha büyük bir kafir var mıdır? Daha düne kadar bakire olan bir kadından daha şehvet düşkünü biri? Öte yandan, yalnızca dışarıdan öyle görünüyor da olabilir elbette.
Sayfa 24·Kitabı okudu
Arınan ve selamete eren bir ruh iki misli tehlikededir, çünkü dünyadaki her şey ona fesatlık etmek için işbirliği yapar. “Diz çöktüğüm samanlar bile,” der Aziz Augustine,”beni ibadetten alıkoymak için haykırıyorlar.”
Sayfa 24·Kitabı okudu
7/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2024 4. kitabı
·
34 saatte okudu
·
Okunma: 10 Nisan 2024 14:49
YAŞAMDAN ÇOK ÖLÜME YAKIN OLDUĞUN İÇİN SENİ BU DENLİ YIKTIKLARI İÇİN ! Kahramanımızın adı MUTLU. Evinde eşi Sedat ile MUTSUZ bir kadın, adeta hapishanede bir hücrede. Kendi hücresinde sıkışmış duyguları, benliği... Mürselin Kurt çok aşina olduğumuz bir konuyu yalın bir dille süslemeden anlatmış. Metin bu anlamda zor bir metin değil, ancak bahsedilenleri okumak her ne kadar her gün 3. sayfa haberlerinde görsek de, haberlerde izlesek de tüyleri diken diken ediyor tokat gibi yüze çarpıyor. Mutlu'nun psikolog olan ablası bir hastane odasında bu sürece kadar ilgilenmediği, es geçtiği, kardeşini MUTLU sandığı her an için kendini sorguluyor. Aile bağlarını, mesleğini, kendi karakterini, eşini.. her şeyini sorguluyor. Kah kendinde hata buluyor kah başkalarında. 'Boşan' diyor, 'Terk et' diyor, 'Güçlü ol' diyor. Ama en önemli detayı atlıyor bu öğütleri verirken: Korkmuş ve sindirilmiş bir kadının ne kadar çaresiz hissettiğini ve kendini çözüme ne kadar da uzak gördüğünü anlayamıyor. Tam kardeşinin hayatında büyük değişiklikler planlayıp, hayal kurarken geri getiremediği zamanda kalıyor. Uzun zamandır okuduğum metinlerden çok farklı dediğim gibi dili çok basit, kurmacası kolay. Ama okutuyor, sonuna kadar gitmek istiyorsunuz. Sonundaki mektup ise tüyleri diken diken ediyor. Temmuz ayında Muğla/Akyaka'da bir hastane odasında geçiyor her şey. Yazın canlılığını unutturuyor. Çok kısa da olsa yazar çevre eleştirisi de getiriyor kitapta. Turistlerin Akyaka'yı kirlettiğini, doğallığının korunamadığını, turistler gittikten sonra esas yerlilerin keyif sürdüğünü baş başa kaldıklarını dile getiriyor. Kardeşinin eşi olan Sedat ise Muşlu. Doğu kökenli bir karakter. Yetiştiği kültür ile Mutlu'nun ailesinin kültürü bambaşka. Mutlu'nun Egeli ailesi hep karşı çıkmış bu evliliğe, evlendikten
İnsanlar ve Duygular
Akvaryumda Ölü Bir BalıkMürselin Kurt · Ayrıntı Yayınları · 201267 okunma
Reklam