📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Günlerden bir gün, köylerden birinde, adamın birinin eşeği kuyuya düşmüş...
Hayvancık saatlerce acı içinde kıvranmış,bağırmış kendi kendine, kendi dilinde. Sesini duyan sahibi gelip bakmış ki vaziyet kötü. Zavallı eşeği kuyunun dibinde öylece mahzun mahzun bakınıyormuş. Üstelik yaralanmış.
Karşılaştığı bu durumda kendini eşeği kadar zavallı hisseden adamcağız, köylüleri yardıma çağırmış. Ne yapsak, ne etsek, nasıl çıkarsak soruları havada kalmış. Sonunda karar verilmiş, kurtarmak hem çok güç hem de onca uğraşıya değmezmiş. Tek çare, kuyuyu toprakla örtmek. Ellerine aldıkları küreklerle başlamışlar etraftan kuyunun içine toprak atmaya... Zavallı hayvan, üzerine gelen toprakları her seferinde silkinerek dibe döke döke ayaklarının altına aldığı toprak sayesinde her an biraz daha yükseliyormuş. Ve sonunda yukarıya kadar çıkmış. Köylüler ağzı açık öylece bakakalmışlar!
Hayat, bazen bizim de üzerimize abanır. Toz toprakla örtmeye çalışanlar çok olur. Bunlarla baş etmenin tek yolu yakınıp sızlanmak değil, düşünüp silkinmek ve kurtulmak, aydınlığa adım atmaktır.
Fakat bu da geçecekti; "elbette buna da alışırım", diyordu. "İnsan nelere alışmaz ki..." Zaten hayat dediğimiz bu kapalı dairenin asıl mucizesi, bu alışmak değil miydi? "En sevdiğimiz mahlukları bile kaybetmeğe alışmıyor muyuz? Günlerce, aylarca, senelerce görmemeğe, mutlak, kat'î bir gurbet içinde yaşamağa alışmıyor muyuz?..