Munisikra

Munisikra
يَا بَاقٖٓى اَنْتَ الْبَاقٖى يَا بَاقٖٓى اَنْتَ الْبَاقٖى
Çok güzeldin nar ağacı
9/10
·536 syf.··
2026 2. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 16 Ocak 2026 23:37
Eğer incelememde bir kusur varsa yazım yanlışı veya noktalama işaretleri yanlişi varsa kusura bakmayın yazmakta pek iyi değilim inceleme yazmak konusunda hiç iyi değilim Kitabı bitirince uzun bir yolculuk yapma isteği oluşuyor. Trabzon'na, istanbula., Azerbaycana, İran'a kitap'tan geçen bütün yerleri gezmek. Ne kadar güzel olur . Kitabı eline alıp bazen trenle bazen otobüsle bazen atla bir yolculuk yapıp bir yandan da kitabı okumak. Akıcı bir kitap iki, üc günde okunup bitirilebilir. Kitabın akıcı yazılım dili zaten kendine bağlıyor. Ben 15 gün de okudum nedeni ağlamam. Kitaptaki her bir karakter için ağrı ağrı ağladım, Serttehan, Zehra, Azam, Piruz, Büyükhanım, Sofya, Celil Hikmet ve en çokta İsmail için ve onun gibi harbe katılan tüm yiğitler için. Okadar çok ağladım ki bir, iki gün okuyamadım. Ne kadar bir hikaye bir hayal gücü olarak yazılmış olsada, gecmişte dedelerimizin, ninelerimizin bunlara benzer zor hayatı olmuştur. Annemin kücükken bizlere anlatıyı büyük dedemin hikayesini burada biraz yazmak istiyorum. Ne kadar gerçek ne kadar hayal ürünü bilmiyorum. Kitaptaki hikayeye biraz benzerlik var. (Anneme büyük amcasının anlatığı gibi buraya yazmak istiyorum) Büyük dedem Van'da yaşiyor fakir bir çoban olarak birgün Van'a Rus işgalinden kacıp gelen bir güzelle karşılaşıyor soylu bir aileden geldiği kıyafet ve davranişindan belliymiş. Büyük dedemle kısa zamanda evleniyorlar. Evlendikten bir yıl sonra Van'da Rus işgali başladı ve birçok çocuk, kadın, yaşlı katedildiler bu işgade büyük dedemin ilk eşi hamile olarak vurulup öldürüldü. İşgalden bir kaç yıl sonra yine Van'a göc eden bir kadınla karşilaşan büyükdedem tekrardan evleniyor. Annem bu hikayeyi anlatırken ben de orda onlarla birlikte bu hikâyenin içinde yanlarında aynı duyguyu yaşıyordum büyükdedemin ilk
Nar AğacıNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 202534,1bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·504 syf.··
2025 6. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 11 Şubat 2025 21:19
Kitabı İlk kez 10 yıl önce okudum, ilk düşüncelerim kitabın bazı yanları basit, bazı yanları anlaşılmaz'dı. Her okuduğum kitap en sevdiğim kitap olurken bu kitabı hiç sevmedim. Taki Jane Eyre Okuyup yazarı ve kardeşleriyle tanışana kadar. Emily Brontë'nın hayatını araştırıp onu tanıdıkça kitaplarına karşı ilgi duymaya başladım, Uğultulu Tepeler'i tekrar okumaya karar verdim, ama İlk önce pek okumayı sevmediğim önsözü okumaya karar verdim Veysel Atayman'nın önsözü o kadar etkili ve güzel ki kitaba karşı bir heyecan duymaya başladım. Yazarların kitaplarında hayatlarında parçalar vardır. Emily Brontë'ın kitabında kendi yaşantısında'ki olyalar , yaşam biçimi yer almakta. Kitabtaki aşk hikayesi bunu açıkça gösterir.Emily Brontë hayatında aşk yaşanmaması, kitabınada görülmektedir, küçük yaşta annesini kaybeden yazar annesini yokluğunu kitaba da yansıtmaktadır. Kitab olayların ve kişilerin en ince ayrıntılarına, ruhların en karanlık köşelerine kadar iner. Emily Brontë , Uğultulu Tepeler 'de olayların yakın tanığı olmuş Nelly figürünü anlatıcı olarak kullanır bir diğer anlatıcı da Lockwood'tır. Daha önceleri kitaplıkta bile görmekten hoşlanmadığım kitap şuan en sevdiğim kayıplardan biri olarak yerini aldı. (Kesinlikle okumaya değer) "Kitabta tek sevdiğim karakter Hareton'dır"
Uğultulu TepelerEmily Brontë · Bordo Siyah Yayınları · 201558,1bin okunma
Puan vermedi·157 syf.··
2025 5. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 23 Ocak 2025 19:44
Hep yaşlıların düşüncelerini merak ederim. Bu kitabı okuyunca birazda olsa yaşlıların düşüncelerini anladım. Elerindeki yaşlılık lekelerini, yüzündeki çizgileri incelerim , çocukluk, gençlik döneminde yaşamlarını kafamda canlandırmaya çalışırım. Bu kitap bitince Kürk Mantolu Madonna anımsadım. Kitapta Raif Efendi hakkında şöyle bir alıntı vardı " Hatta pek alelade, hiçbir hususiyeti olmayan, her gün etrafımızda yüzlercesini görüp de bakmadan geçtiğimiz insanlardan biriydi. Hayatının bildiğimiz ve bilmediğimiz taraflarında insana merak verecek bir cihet olmadığı muhakkaktı. Böyle kimseleri gördüğümüz zaman çok kere kendi kendimize sorarız: "Acaba bunlar neden yaşıyorlar? Yaşamakta ne buluyorlar? Hangi mantık, hangi hikmet bunların yeryüzünde dolaşıp nefes almalarını emrediyor?" Fakat bunu düşünürken yalnız o adamların dışlarına bakarız; onların da birer kafaları, bunun içinde, isteseler de istemeseler de işlemeye mahkûm birer dimağları bulunduğunu, bunun neticesi olarak kendilerine göre bir iç âlemleri olacağını hiç aklımıza getirmeyiz. Bu âlemin tezahürlerini dışarı vermediklerine bakıp onların manen yaşamadıklarına hükmedecek yerde, en basit bir beşer tecessüsü ile, bu meçhul âlemi merak etsek, belki hiç ummadığımız şeyler görmemiz, beklemediğimiz zenginliklerle karşılaşmamız mümkün olur." Ninenin torunuda , çevresindekilerde onun hakkında tam olarak bunu düşünüyordur. "alelade biri" Bunun için tek başına yaşayan nine geçmişte yaşadığı olayları hiç, kimseye anlatamadığı sırlarını torununa mektup yazarak kendinin de bir yaşamı olduğu anlatmaya çalışır. Daha çok ona yaşam hakkında nasihata bulunuyor diye biliriz. Yüreğinin Götürdüğü Yere Git " Altmışına doğru arkanda kalan yol önündekinden daha uzunken, hiç görmediğin bir şeyi görürsün: aştığın yol dümdüz değildi, kavşaklarla doluydu, her adımda
Yüreğinin Götürdüğü Yere GitSusanna Tamaro · Can Yayınları · 199619,5bin okunma