Hep daha güzel olacağına inanmak ister, yarına çoğu zaman olumlu anlamlar yükleriz. İyi bir şey bu, gerçekçi değil ama sağaltıcı. Bense sağaltıcı bir tutumdan uzak durmak zorunda kaldım, zorunda kaldım diyorum, çünkü öykülerdeki çatışma ya da gerçeklik buna izin vermiyordu. Umutsuzluğun umuda evrilmesine neden olacak bir durum yoksa ortada, sadece saçmalamış olursunuz. Sonuç olarak öykülerde ne yaşandığı, nereye varıldığı ile ilgili sonrası. “Ada”daki gibi, kahramanı bekleyen biri varsa, elbette yarın daha aydınlık olacak, yolculuğa devam edilecektir. Son öykünün kahramanı da yaşama yeniden tutunabilmek için denizden bir tutamak yaratır kendine. “Karşı Kıyı”da ise sonrası ürkütücüdür. Kocası ve çocuğu denizde boğulan, yapayalnız kalan bir mülteci kadına umuda dair ne söyletilebilir ki?