Erken sonbahar ruhlu bir avukat ve koç. Ferrante’nin derinliği, Jo March’ın yaratıcılığı ve Nomadland’in sessiz gücüyle insanlara yön, denge ve düzen kazandıran bir rehber; hem estetik hem içsel dönüşümle yol açar.
İnsan olmaktan vazgeçmek bir özgürlük olabilir mi?
Han Kang’ın Vejetaryen’ini ilk elime aldığımda çok sakin, hatta neredeyse sıradan bir hikâye okuyacağımı sanmıştım. Evli, kendi halinde bir kadın
Bu roman aslında bir “aşk hikâyesi” gibi okunuyor ama bence kalbinde aşk değil, geç kalmışlık var. Şöyle ki: Mehmet Rauf kitapta büyük olaylar anlatmaz. Hatta neredeyse hiçbir şey olmaz. Ama insanın
Yunanca Dersleri anlatması zor bir kitap. Hatta baştan söyleyeyim, kolayca “konusu şu” denecek bir roman değil. Çünkü burada anlatılan şey bir hikâyeden çok bir hâl. Konuşma yetisini kaybetmiş bir
Benoni’yi okurken büyük bir olay, çarpıcı bir kırılma beklemedim. Zaten kitap da böyle bir şey vaat etmiyor. Hamsun, küçük bir kasabada, kimsenin pek ciddiye almadığı bir adamın hayatını anlatıyor.
Köpek Kalbi’ni okurken sık sık şunu düşündüm:
İnsan olmak sandığımız kadar “ileri” bir hâl mi gerçekten?
Bulgakov, bir köpeği insana dönüştürerek büyük bir bilimsel mucize anlatmıyor aslında. Tam