Paris ve Londra'da Beş Parasız, George Orwell'ın adından da anlaşılacağı üzere Paris ve Londra'da geçen son derece sefil bir yaşama yer verdiği sürükleyici eseri. Kitabı okurken yaşam anlayışınızın değiştiğini ve antikapitalist bir güdülenme yaşadığınızı fark edebilirsiniz. Anlatının okuyucuyu içine katıveren üslubu neticesinde kendinizi Paris sokaklarında sefalet içinde veya bir otel mutfağında tiksinç bir vaziyette bulabilirsiniz. Nispeten refah içindeki yaşamlarımızın arasına karışmış bu yapıt, okuyucusuna parasızlığın tanımını yeni baştan kavratıyor. Kahramanın sefaleti her geçen gün artarken, sizler de anbean bolluk içinde yüzecek, her geçen saniye daha zengin hissedeceksiniz.
George Orwell'ın alışık olunan distobik anlatılarından olan bu yapıtta burjuvazi takımının umursamadığı, orta kesimin bizzat görmezden geldiği düşkün sınıfın, niçin yerinde saydığı ve niçin hep öyle kalacağını anlaşılır ve net bir tavırla açıkladığını görüyoruz. 20. yüzyılın başlarında yazılan bu saptamaların günümüzde de acı gerçekliğini koruduğu apaçık bellidir.
Romandaki anlatıların lokalizasyonu ne olursa olsun, sefalet evrenseldir. Düşkünlüğün, sınıfçılığın ve zayıfı ezmenin ırkı, ülkesi veya cinsiyeti yok. Bu gerçekler insanın olduğu her yerdedirler ve tüm insanlığın elinden gelen tek şey 'bilmek'tir. Hepimiz biliyoruz ama hiçbir şey yapamıyoruz, bu gerçeğin kendisinden daha korkunç.