Açlığa, yalnız kendi büzülmüş midesinde değil, çocuklarının da büzülmüş karınlarında duyan bir adamı nasıl korkutabilirsiniz? Onu sindiremezsiniz. Çünkü o,her korkuyu aşan bir korkuyu tatmıştır
İnsanın ülkesi neresidir peki? Belli bir yerdeki toprak parçası mıdır? Oradaki ırmaklarmı? Göller mı? Gökyüzü mü? Ayın doğuşu mu? Güneş mi? İnsanın ülkesi ağaçlarmı, baģlar, çimenler, kuşlar, kayalar, tepeler ve dağlar ve vadiler midir? İklim midir? Bir yerin ilkbaharı, yazı ve kışı mıdır? Kulübeler ve evler, şehrin sokakları...masalar ve sandalyeler, çay ve sohbet midir? Yaz sıcağında dalında olgunlaşan şeftali midir? Toprakta yatan ölüler midir? Göğün altında o ülkenin her yerinde konuşulan dilin sesi midir? O dans mıdır? İnsanın ülkesi havaya, suya, toprağa, ateş ve hayata ettiği şükran duaları mıdır? Gözleri midir? Gülümseyen dudakları mıdır? Keder midir? (Willam saroyan, saroyan ülkesi)