İnce Memed'i bir kişiye bile anlatamazsam tavsiye etmez paylaşmazsam içimde bir kurt beni kemire kemire bitirecek... Öyle bir coşku, öyle derin bir hüzün, ama sonsuz bir umut bıraktı ruhumda...
Aynı sayfada hem hüngür hüngür ağlatır, hem güldürür gözünden yaş gelmeye devam ederken...
Her yaşta herkes okumalı bilmeli idrak etmeli. İnce Memed'i okumayan kitap okudum demesin, Yaşar Kemal'i okumayan insanın dili eksik kalır. (En azından benim için öyle)
Yalnızca Anadolu’nun bereketli topraklarında geçen bir eşkıya hikâyesi değil bu, aynı zamanda insan ruhunun adalet, özgürlük ve onur için verdiği büyük savaşın destanıdır İnce Memed. Bir çocuğun, Mehmed’in, zalim ağalara, köy düzenine, korkuya ve umutsuzluğa karşı başkaldırısıyla başlar kitap. Ancak o başkaldırı, basit bir isyan değil; toprağa, insana ve yaşamın onuruna sahip çıkma çabasıdır.
Korkudan konuşamayan köylülerin, "ağam sensin" demekten başka çaresi olmayan insanların içten içe beslediği sessiz öfkeyi Mehmed'in isyanında bulur ve her seferinde derinden bir ahh çekeriz.
Betimlemelerde o anı yaşarken, her cümlenin gerçekligi altında eziliriz.
Olayların sadece karakter değiştirerek halâ tazeligini koruması gerçeği acı bir tokat gibi çarpar insanoğlunun yüzüne.
Çukurova, Toroslar, Anavarza, Yüreğirde gezersin soluk soluğa...
Yarpuz kokularını yanıbaşındaymış gibi alırsınız, Çakır dikenleri, hiç görmemiş dokunmamış birine bile batar, dalar değdiği yeri.
Kitabın İçine girip, Abdi ağasını, paşasını, yancısını Ali Safa'yı halka zulmü reva göreni sen öldürmek istersin.
Döne'ye... Süleyman emmiye, Hatceye, iraz'a, Asım çavuşa, Hürü anaya, koca Osmana, Kamer hatuna, Seyrana, sımsıkı sarılmak istersin.
En çokta Memede ince Memede sarılıp yüreğinden öpmek istersin....
Bir vayyy anam vay çekersin ki gözünden yaşlar senin