“Yavaşça dokun yaralarıma.
Yavaşça.
Annesi dün ölmüş çocuklara dokunurcasına
şefkatle.
Bin yıllık musafın sayfalarına nasıl dokunursa insan, öyle dokun. Ben kolayca incinirim bilirsin. Kolayca hasta olur, kolayca vazgeçerim zor olan ne varsa...”
“ (...) en iyisi düşünmemekti. Kaçmaktı. Kendi içime kaçmak. Fakat bir içim var mıydı ? Hatta ben var mıydım? Ben dediğim şey bir yığın ihtiyaç, azap ve korku idi... ”