H

Puan vermedi·504 syf.··
2025 9. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 07 Aralık 2025 10:44
Bu kitap... Bu kitap var ya: Orhan Pamuk'un "Bir modern destan." dediği kadar var. ️Öyle güzel bir hikaye, öyle gerçek ve öyle kusursuz yazılmış ki... Bir o kadar da acıklı. Farklı bir tarz denemiş ve gerçekten yazımı çok zor olmalı. ️İstanbul'un ve baş karakterin çocukluğundan yaşlı denebilecek zamana kadar sürdürdüğü hayatın değişimini ustalıkla ele almış. Bu kadar etkileneceğimi tahmin bile etmezdim ama yazarın her kesimin ağzından kurduğu cümleleri, sanki karşımızda gerçekten o insan türü varmış gibi bir etki yaratıyor. Asla kendi rengini anlamıyorsun. O kadar dışında kalmış ki siyasi görüşlerin bu hoşuna gidiyor insanın. Tarafsız izliyorsun İstanbul'dan insan manzaralarını, İstanbul'un tüm renklerini. ️Bir yer hariç...O da önyargılarımda ne kadar haklı olduğumu bana hatırlatıyor. Gerçekliği mümkün olmayan bazı cümleleri "kimse bilmez, meyhanelerde insanlar fısıltı ile anlatırdı." gibi cümlelerle servis ediyordu. Çünkü ispatlanamaz. Korkunç. Konuşmayacağım . ️Bir de annesi ve kız kardeşlerini bu kadar hikaye dışında bırakması olmamış. I ıh... ️Her şey bir yana belgesel tadında bu kitapta hiç bir karakterin hakkı yenmemiş. Hepsinin duyguları düşünceleri kendi ağızlarından açıkça dile getirilmiş. Soluksuz okunuyor. ️Kitapta, Orhan Pamuk'un görücü usulü evliliğe olan inancını, nasip olanın bazen niyet ettiğimizden daha iyi olabileceğini, her şey sandığımız şeyin bazen hiç bir şeyimiz olamayacağını çok net görüyorsun. Bu da yazara farklı bakış açıları ile bakmanı sağlıyor. ️İstanbul'u ve orada bir ömür süren yaşam mücadelelerinin örneğini görmek isteyen herkes okumalı. Çok güzel. ️️️️️ Ha bu arada : "Ben bu hayatta en çok Rayiha'yı sevdim."
Kafamda Bir TuhaflıkOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202416,3bin okunma
Reklam
Puan vermedi·352 syf.··
2025 5. kitabı
·
46 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2025 19:37
ÇARPICI !! Uzuun bir okuma serüveni. İdeolojik bir distopya. Ekşi ama çok güzeldi. İktidara gelenler gerçekten iktidar olmaya aşık olduğunu fark ederse ne olur? Asıl meselenin iktidarda kalmak olduğunu, eşitlik-adalet gibi kavramlarla perdelemeye kalkışmazsa ne olur? Kurulu bir sistem, sınıflar hep aynı. Üst sınıf iktidar için savaşan orta sınıf proleterler. İktidar normalde ikisi arasında, yani orta sınıf ve iktidardakiler arasında değişir durur. Ama büyük birader bir yolunu buldu. Düşünceyi denetlemenin, davranışı dizginlemenin bir yolunu. Sonsuz iktidarlığın... İnsanlar 101 numaralı odadan geçince 2x2'ye 5 demeyi kendileri seçtiler. İsyanı bıraktılar. Kötü düşüncelerden, (Okyanusya'nın daha dün Avrasya ile savaşta olduğu, bugün buhar olanın dün kahraman olduğu ve 2x2'nin 4 olduğu gibi) koşarak uzaklaştılar. 101 numaralı oda kendilerini arındırdı. 101 Numaralı oda işkenceden daha fazlası. 101 Numaralı oda kişinin kendi zihnine, anılarına, mantığına ihanet etmesi. Artık herkes neden özgürlüğü istemediğini biliyor: Çünkü sisteme artık yalanlar değil, inanç bağlıyor. İnsanlar kendi istekleriyle Büyük Birader’e minnet duyuyor. Korkudan değil, sevgiden. Kişi artık Büyük Birader’i sevmek zorunda. İşte gerçek zafer bu. İnsan aklını yeniden formatlamak. İnsanı kendi zihnine ihanet ettirerek sadakatini sağlamak. Dış dünyaya değil, insanın içine hükmetmek!
1984George Orwell · Can Yayınları · 2023200,1bin okunma
Hepsini alıntılayamadım okuyuverin. :) öyle güzel bir kitap
Puan vermedi·222 syf.··
2024 12. kitabı
·
43 günde okudu
·
Okunma: 08 Kasım 2024 02:05
Ayy... çok güzel deliricem. Her şeyi çok sistematik bir şekilde anlatmış. Güzel girdi. Akıcı okundu başta. Ama 4. Bölüm... beni hayattan soğutan o bölüm. Şövalye onuru.... o kadar istemeye istemeye okudum ki. Kitabı bırakacaktım. Okuma süremi bu kadar uzatan da bu. Kitaptan kaçmam... Ama sonraki bölüme geçince iyiki bırakmamışım dedim. Hatta şövalye onurunu bile dikkatli okusam neler katacaktı kim bilir diye de düşünmeden edemedim. Öğütler kısmını tekrar okumaya karar verdim. Kitapta bi felsefe ağırlığı yok değil. Ama çok da değil. Çiçero kadar değil yani. Ya da ben alışıyorum bilmiyorum. Ama kitabın tatlılığı yazarın içtenliği beni kendine hayran bıraktı. Sıcacık cümleler çok samimi... Yaşlı Arthur amcamla bir şömine başında oturup sohbet edercesine okudum. Hep öğüt aldım. Nasiplendim gerçekten. Çok güzeldi ya. Her cümlesi çok değerli. İyiki okumuşum. Tavsiye ederim ancak dilinin bir miktar ağır olduğunu unutmayın. Kitabı alırken mümkünse bir kaç sayfa okumadan almayın. Kenara atabilirsiniz. Byss
İnsan ve Hayat
Yaşam Bilgeliği Üzerine AforizmalarArthur Schopenhauer · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20259,3bin okunma
Puan vermedi·
Noel Ruhu... Ölümün soğuk yüzü... Biçeceklerini bilince ektiklerinin kıymeti... Keşke bu kitabı herkes okusa. Kitabı okurken bir Tolstoy hikayesi okuyormuş hissinden sıyrılmak çok zor. Ama her anı ilgiyi yüksek tutan, hiç düşüş yaşatmayan dolu dolu bir hikaye. Noel ruhunu ve Hıristiyanların noelde yoksulu gözetmesinin bayramı yaşamasının ve bu hisleri tüm yıla yaymasının önemini anlatıyor. (Bir yerden tanıdık geldi mi?) Şayet böyle yapmaz ve bencil bir hayat sürmeye devam ederse; öldüğünde başına gelecekleri, bunun ruhsal bir esarete sebep olacağını ve ızdırabı gösteriyor, hissettiriyor kahramana ve okuyucuya. E tabi ilahiyatçı durur mu? Kitabı kendim de dersler alarak okudum. İlahi bir dinin İslamla ortak olan bir felsefi kesiti sadece. Çok keyifliydi. Güzel, mahzun, buz gibi ve sıcacık bir hikaye... Keşke herkes okusa. #k:261546dick
Bir Noel ŞarkısıCharles Dickens · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202411,3bin okunma
Bu kader de neyin nesi? :)
Puan vermedi·120 syf.··
2024 7. kitabı
Eseri okuyan çoğu kişinin anlamadığını gözlemledim. Eserde zaten 20 sayfa ciceroya ait. İlk başları anlaşılması güç. Dili ağır. Ama her görüşü okuduktan sonra çeşitli açıklamaları ile birlikte konu anlamlı hale geliyor. Ve yazar da bol açıklama ile metni desteklemiş. Bir çeviri değil adeta bir makale. Aslında kitabı anlamak için önce kader denen şeyin o insanlar açısından ne olduğunu anlamamız lazım; kendi kader tanımımızla kitabı okumaya çalışmak bizi yanıltır. Kitaba göre aslında kadercilik denen şey şu: "Sebeplerle meydana gelen kaçınılmaz olan sonuç." Açıklayacak olursak: Bir şeyler olacaksa olacaktır. Olmayacaksa olmayacaktır. Her şey bir şekilde bizleri olacağa götürür. Örneğin arzuların sonucu bir şey olacaksa olur. Arzular olacak olana yol olur. Bu durumda arzular da bizim özgür irademize bağlı değildir. Yani çiçeronun eleştirdiği anlayışta irade tamamen devre dışı diyebiliriz. Kader dedikleri şey bu. (Bu anlayışın karşılığı bizim literatürde "Cebriye" diyebiliriz.) Ama tabi "Cicero"nun kendi anlayısına göre de bir seyler olacaksa olacaktır. Örneğin "Sen bu yazıyı okuyacaksın" önermesi oluyorsa; bu ebedi doğrudan kaynaklıdır. Bunun bir sebebe bağlı olması gerekmez. (O anlayışı reddetmesi oluyor.) Olmayacaksa olmayacaktır. Bu da ebedi yanlış ile alakalıdır. Bir sebebe bağlı olaması gerekmez. ... Eserde çeşitli görüşleri açıklıyor antitez sunuyor falan derken benim en cok Epikurus'u elestirmesi dikkatimi çekti. Epikurus'un kadercilik anlayısından kaçmak için sırf kaderci değilim demek için (bunu Ciceroyu dinlerken anlıyorsunuz) ortaya koyduğu atomculuğu bol bol eleştiriyor. "Bir şey olacak" dendiğinde Epikurus bu doğru/yanlış bilemeyiz görüşünden de pek hoşlanmamış. Biliyorsunuz çünkü kendisi olacak denen sey olursa ebedi doğrudandır olmazsa ebedi
İnsan ve Hayat
Kader ÜzerineMarcus Tullius Cicero · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2021710 okunma
Reklam