Salih Gök

Salih Gök
@BirKitapokucusu
facebook.com/share/1DgkPEhtc8 Eğitim olmadan, bu dünyada hiçbir yere gitmiyorsun. İnsanın dünyaya gelişi, bir keşif ve mana arayışıdır. Kendini Bilen Rabbini Bilir.
Esefle söyleyebilirim ki çok şiddetli bir zelzele, Ankara ve İstanbulda taş üstünde taş bırakmıyabilir.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Facia karşısında bize düşen borç, kaleme ve klişeye sığmayacak kadar derin bir teessürü peçeliyen eşsiz bir vakar ve irade çehresiyle, gelmiş ve gelecek her felakete karşı beşeri kadro içindeki her tedbiri almaktır.
Yaratmak, türkçede Allahın fiillerine verilen isimdir. Yani yoktan varetme fiiline. Allaha inanmak mecburi değil, fakat her kelimeyi ifade ettiği mânada kullanmak mecburi. Allaha inanan, kelimeyi hakiki manasiyle ve hakiki mevzuunda kullanır, inanmayansa zaten inanmadığı bu fiili hiç isimlendirmez.
Meclis’ten “Musul gidiyor” sesleri yükseliyor, sert eleştiriler yapılıyor. İzmit Mebusu Sırrı Bey konuşuyor: Lozan’da Misak-ı Milli’den feragat ettiler... Arazi meselesinin hiçbir noktası temin olunamadı ve binaenaleyh milletin senelerden beri etrafında dönüp dolaştığı ve âleme ilan edilen Misak-ı Milli çiğnendi, heba edildi, iptal edildi, battal edildi... Ve Mustafa Kemal Paşa “usul hakkında söyleyeceğim” diyerek söz alıyor: Sırrı Bey gibi arkadaşlarımız Misak-ı Milli’den bahsediyor. Delege heyetimiz Misak-ı Milli’yi mahvetmiş, Bakanlar Kurulu Misak-ı Milli’yi feda etmiş. Ben de diyorum ki, Sırrı Bey Misak-ı Milli’nin ne olduğunu anlamamıştır. Misak-ı Milli’nin ne olduğunu evvela anlamalı, ondan sonra saldırganların kim olduğunu meydana koymalı. Efendiler, arazi meselesi ve hudut meselesi, Misak-ı Milli’nin, malumu âliniz, birinci maddesinin kapsamındadır. Misak-ı Milli şu hat, bu hat diye hiçbir şekilde hudut çizmemiştir. O hududu çizen şey milletin menfaati ve yüce heyetinizin bakışındaki isabettir. Yoksa, haritası mevcut bir hudut yoktur... Sırrı Bey oturduğu yerden Gazi’ye cevap veriyor: Paşa Hazretleri çok teşekkür ederim ki sözlerimi murafaa buyurdunuz [tartıştınız], anlamadığımı söylediniz. Misak-ı Milli’nin, bendeniz, haddim olmayarak, yazanlarındanım. Gazi cevap veriyor: Keşke yazmaya idiniz. Başımıza çok bela koydunuz. Yani bugün katiyeti ihlal eder sözlerden başka bir şey yapmadınız. Mustafa Kemal “Musul Misak-ı Milli’ye dahildir” derken milli bir hedefin siyasetini yapmıştır; bunun gerçekleşmeyeceğini görünce, realist bir tutumla siyasetini değiştirmiştir. O zaman “iki ay önce şöyle diyordun...” diyecek muhalefet de basın da yoktur! Muhalefetin ve basının bu güce ulaştığı günleri yaşayacak olan İsmet İnönü, anılarında, Lozan süreci hakkında Meclis’te
–Askerlik sana yaramış maşallah! Yüzünden sağlık fışkırıyor. Cevabını kelimesi kelimesine, virgülü virgülüne kaydediyorum: –Nasıl yaramasın ağabeyim? İyi yiyoruz, iyi giyiyoruz, iyi işliyoruz. –Demek rahatsın asker ocağında? –Öyle rahatım ki daha 5 yıl terhis edilmiyeceğimi bilsem bayram ederim.