"Dum vivimus vivamus"
"L'enfer c'est les autres"
"Verloren sei uns der Tag, wo nicht ein Mal getantz wurde! Und falsch heiße uns jede Wahrheit, bei der es nicht ein Gelächter gab!"
"Demek istediğim, bizim anayurdumuzda insanlar cahildir. papazların her dediğine inanırlar.Burası ise çok farklı. Üniversiteye gidip kendini geliștirebilirsin, kendi kendine düşünce üretebilirsin.
Michael Antoniou saldırya aldırmadan sakin bir sesle, "Kilise, insanların düşünmesine karşı değildir," dedi. "Kilise, düşünmenin kişiyi belli bir yere kadar getirebileceğine inanır. Düşünmenin bittigi yerdeyse Vahiy başlar:
"Chrysastomos," diye bağırdı Desdemona. "Peder Mike ne kadar güzel söylediniz.
Milton'un inadından vazgeçmeye niyeti yoktu, "Bence düşünmenin bittiği yerde budalalık başlar.
"İnsanlar böyle yașar Milt..." Michael Antoniou hâlâ kibar ve yumuşak."... hikâyeler söyleyerek. Konuşmayı ögrenen bir çocuğun ilk istediği nedir? Bir hikâye kim olduğumuzu, nereden geldigimizi ancak böyle öğrenebiliriz. Hikâye her șeydir. Peki, kilisenin hikâyesi nedir? Cevabı çok kolay. Kilise gelmiş geçmiş en büyük hikâyeyi anlatır.
Sayfa 209 - Chrysastomos: Tatlı dilli, doğru konuşan.·Kitabı okudu
“Gençliğimizde, yaşamımız için önem taşıyan ve büyük sonuçlar doğuracak olayların ve kişilerin karşımıza davul zurnayla çıkacaklarını sanırız: Ama yaşlılığımızda geri dönüp baktığımız zaman, bunların hepsinin de sessizce, arka kapıdan ve adeta dikkati çekmeden içeri süzülmüş olduklarını görürüz.”
“Hiçbir olay karşısında büyük sevinç ya da büyük üzüntü duyulmamalıdır; bunun bir nedeni, bu olayı her an yeniden biçimlendirebilecek olan, tüm şeylerin değişebilirliğidir; bir başka nedeni de, bizim için yararlı ya da zararlı şeyler hakkındaki yargımızın yanıltıcılığıdır; bu yanıltıcılık yüzünden hemen herkes bir defa, sonradan kendisi için çok iyi olduğu ortaya çıkan bir şeyden yakınmış ya da en büyük acılarının kaynağı olacak bir şeye sevinmiştir.”