İçinde tamamlanacak bir yarım, düşüncelerinin ardında gereksiz boşluklar mı var?
Çevrende her şey delicesine güzelken, güzele tutkun olan sen bütün bunları kucaklayacak gücü kendinde bulamadın mı?
Derin gecelerin senden bir şeyler beklediğini sezer gibi oldun ve yalnızca sustun mu?
Nisan yağmuru ile yıkanmış toprağın nemini çıplak ayaklarında duymak, su birikintileri arasında dolaşmak için zorlu arzularla doluyken, kendini tembelce yatağına mi bıraktın?
Sorularının karşılıklarını gün ağarana dek kitap sayfalarında arayıp, bulamadığın için umutsuz uykulara mi daldın?
Bilemeyeceğin kadar uzak zamanlar önce tanıdığın bir kokuyu tekrar duymak için bütün çiçekleri, bütün otları kokladığın, tam bulduğunu sanırken yanıldığını anladığın oldu mu?
Günün sunularını öylece sevmek dururken, gece karanlığında güneşi, gün aydınlığında yıldızları mı aradın?
Alangoya, içindeki yarımı bütünlemek, düşüncelerinin ardındaki boşluğu doldurmak isterdim. Bütün güzellikleri benimle duyasın isterdim. Gecelerin beklediğini versin isterdim. Neler istediğini, neler aradığını sana söylemek, sonra da onları ayaklarının dibine sermek isterdim. Sana aşkını tanıtmak isterdim. Seni sevmek isterdim.