Kitap ismini 1980 sonrası kürtçe konuşma yasağının olduğu yıllarda doğuda yaşanmış trajikomik bir öyküden almıştır. Tam hatırlayamasamda ve anlatılan hikayelerde küçük farklılıklar olsa da aşağı yukarı öykü şu şekildeydi. Kasabaya yeni gelen kaymakam (ya da başka bir amir) herkesin kürtçe konuştuğunu görüp sinirlenir ve 82-91 yılları arasında geçerli olan yasağı* (kürtçe konuşma yasağı) da arkasına alarak kasabada her türlü işte, konuşmada türkçe konuşmayı mecbur tutar. Bu kararın (emrin) altını çizmek içinde ekmek bile alırken türkçe konuşacaksınız cümlesi her tarafta ilan edilir. Hayatı boyunca türkçe konuşmamış ve bilmeyen yaşlı bir kadın ekmek almak için fırına girer. Kuraldan haberdar olduğu için başını belaya sokmak istemez ama türkçe de bilmediği için baslığa konu olan cümleyi kürtçe kurar.
"Ka naneki bi tırki" (sanırım bu şekilde yazılıyor)
"Bana Türkçe bir ekmek ver."
Alice koşar, tavşan da koşar. Yol ikiye ayrılır. Alice tavşana sorar: Hangi yoldan gideyim?
Tavşan cevaplar: "Nereye gideceğini bilmiyorsan, hangi yoldan gittiğinin hiçbir önemi yoktur." der.
Develerin çölde çok sevdiği bir diken var. Deve dikeni yedikçe ağzı kanar. Tuzlu kanın tadı dikeninkiyle karışınca bu, devenin daha çok hoşuna gider. Kanadıkça yer, bir türlü kendi kanına doyamaz… Ortadoğu’nun âdeti budur, tarih boyunca birbirini öldürür ama aslında kendini öldürdüğünü anlamaz. Kendi kanının tadından sarhoş olur. Mardinli Hüseyin ile IŞİD zulmünü misliyle yaşamış Ezidi kızı Meleknaz’ın ve kelamın çocuklarının hikâyesi... Livaneli okuru, sevda ile acının iç içe geçtiği bir Ortadoğu gerçeğiyle buluşturuyor.
HuzursuzlukZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2017117,7bin okunma
"Eser, sınıf farkları içinde birlikte büyüyen Emir ve Hasan adlı çocukların dostluğundan hareketle öğrenebileceğimiz birçok şey barındırır. Emir zengin bir iş adamının oğlu, Hasan ise o adamın yanında çalışan hizmetkâr bir babanın çocuğu. Sovyet işgalinde Emir ve babası ülkeyi terk eder ancak Emir çocukluk arkadaşını unutamaz. Çocukluktan saflığa, ihanetten sadakate, babalardan oğullara pek çok mefhumu anlatan eser zengin toprakların yok edilişini de arka fonda verir."
"Anadolu'yu, Türk Aydınları'nı ve yurdum insanını konu edindiği bu kitabında yazar Anadolu halkının ızdırap ve çilelerini, çektiği sıkıntılardi, Anadolu halkının yoksulluğunu kaleme alarak, bu geri kalmışlık, bu içler acısı durumdan yine Türk intelijansiası' (aydın)nı sorumlu tutmuştur."