Ben buraya sizin kolaylıkla ulaşabileceğiniz yazarın adını nereli olduğunu yazmayacağım kitabın sayfa sayısı şu kadar ana fikri de şu demeyeceğim.
Başlamadan bilelim öyle okuyalım.
İncelemeye başlamadan önce şunları söylemek istiyorum.
Her ne kadar günümüzde anneliği haketmeyen insanlarla haberler aracılığıyla karşılaşsak da Ana yüreği bir başkadır çoğunluk halen bizim vefakar merhametli annelerimizde. Maksim Gorki bize Ana'yı ezilmişlerin dilinden, ezenlerin gözünden tasvir etmiş.
Kendini savunmanın ne demek olduğunu bilmeyen, söz hakkı tanınmamış ve belki bu yüzden kendi sesine bile yabancılaşmış ezilen bir kadın ister Rusya'da ister Fransa'da yaşasın aynı gözle bakar evladına.
Bazen umutla bazen hüzünle bazen de romandaki Pavel'in eşsiz annesi gibi evladının düşündüklerini ilk başta anlamasa da savunan diğer arkadaşlarını merhamet çemberine alan bir samimiyetle. Okuyayak hem de her gece okuyarak gerçeği hakikati bulma çabasıyla yanan bir Pavel ve etrafında baskıcı sistemden rahatsız sayısız insan başta belki parmakla sayılırlardı ama sonra işte sonrasını merak ediyorsan oku....
İşçi sınıfının bir başkaldırısı onların ağzından ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi.
"Biz fabrikalarda sabahın köründen gece oluncaya kadar sizin yiyeceğiniz giyeceginiz için çalışıyor bu çalışmayla bile karnımız tok yatamıyoruz siz göbek büyütün sefa sürün diye cefalar çekiyor yaşamaktan nasibimizi alamıyoruz."
Evde çocuktan ve eşlerden çıkarılan stres, bir yandan parasızlık ve o acıklı son İNSANCA YASANMAMIS HAYATLAR.
Sisteme, hükümete karşı geliş daha insanca yaşama uğruna verilen mücadele işitilen hakaretler özgürlüğün elinde alınması (her ne kadar özgürlük denirse tabiki).
3 günde okudum gerçekten de beğendim ağır bir klasik okuduysanız ya da düşünce yoğunluğu olan bir kitabın